menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sendikal örgütlenme; hak ve handikap!

20 0
30.07.2026

Sabah gazetesinde, sendika ve oda başkanlığının onlarca yıl sürdürülmesi gerekçeli iki yazı aynı günde yayımlandı. Yazıları kaleme alanlar, üye aidatlarıyla yüksek maaş alarak sendikaların ve ‘meslek odaları’nın yönetiminde 20 ila 40 yıl arası değişen sürelerle oturanları ismen de belirterek bu “avantalı yöneticiliği” teşhir ediyorlardı. ‘Hayra alamet’ değildi, ama doğru bir yanı da vardı.

‘Hayra alamet’ değildi; çünkü, Sabah gibi iktidar matbuatında bu tür yazılar çıkıyorsa, işçilerden ve üyelerinin taleplerinden yana tutum alan birkaç sendikacıyla ve muhalif konumda olan teknik meslek odaları yöneticilerine yönelik operasyon hazırlığından şüphelenmek gerekirdi. Diğer yandan sendikal handikapların önemli bir göstergesine işaret etmesi nedeniyle yazılarda isabet söz konusuydu. Her iki yazıda da iktidar iş birlikçiliği gözetilmekteydi ama yine de kimilerinin 30-40 yıllık saltanatına dikkat çekilerek bunun değişmesi gerektiği belirtilmekteydi. ‘Niyet’i geçersek, bu alanda sürüp gitmekte olan ve giderilmesi -aşılması sendikal örgütlenme ve mücadele açısından koşul oluşturan handikaplardan birine işaret edilmişti.

Resmi açıklamalara göre 16 milyonu aşan ücretli emekçinin yüzde 13-14’ü (2 milyon iki yüz bin kadarı) sendikal örgütlenme içinde yer alıyor. Tek engelin bürokratik barikatlar, iş yeri -iş kolu barajları, baskı-yasak zinciri olduğunu varsaymak yanıltıcı olacaktır. Bunlar ciddi engellerdir ve Saray yönetimi dönemi veri alınarak söylenirse “İki sendikaya da üye olunabilir” söylemine rağmen, işçilerin sendikal taleplerine, sendikal örgütlenme girişimlerine karşı polis-yargı kuşatmasının çelik mengene gibi işlediğinin onlarca örneği sıralanabilir. Sendikal örgütlenme önündeki tüm engellerin kaldırılması bu bakımdan hak ve şarttır!

Diğer yandan ama tam da bu alanda ve bunu da aşan sorunlar girdabından söz........

© Evrensel