Sonuç bildirgesi
Magazini çok seviyoruz.
Dünyanın en güçlü savunma ittifakı Türkiye’de toplanıyor, biz; “Meloni Traump’tan kaçtı”, “Macron Seymenler’de depar attı”, “İzlanda Başbakanı nasıl da havalıydı”, “Miçotakis kabadayı kabadayı yürüdü”… derdindeyiz.
Elbette değil, uluslararası ilişkilerde bu tür toplantıların içeriği kadar biçimi de önemlidir. Hele “Doğulu bir Müslüman ülke” olarak gözler daha fazla Türkiye’nin üzerindedir. Gerçi NATO bizi daha 1952’de kabul etti ama önde gelenleri bizi AB’nin kapısında bekletmeyi ve parmak sallamayı adet edinmişlerdi. Umarım Külliye’deki bu toplantıdan sonra kime parmak salladıklarını görmüşlerdir.
Magazinin bir de eğlenceli olmayan kısmı vardı. Mehter Marşı duyunca karınları ağrıyıp arkalarını dönenler, İzlanda Başbakanının bakışlarında küçümseme görmeyi uman ve “İzlanda’nın milli geliri kişi başına 100 bin dolar bizim 20 bin dolar bile değil” diye eziklenenler (İzlanda’nın nüfusu 400 bin, bizim Keçiören’in nüfusu 1 Milyon), Külliye gibi bir binayı Türkiye’ye çok görenler…
Eziklenmeye doyamadılar.
Fakat asıl gülüncü, kimi zaman “Tayyip Erdoğan’ı ABD iktidar getirdi” kimi zaman “ABD Tayyip Erdoğan’ı sildi, yakında devirir” diyen, Amerika menşeli mankurtlar darbe yapınca “bizim yapamadığımızı yaptılar” diye sevinen tutarsız, omurgasız muhalefet bu kez de anti-emperyalizm kasmaya kalktı. Starbucks’tan, Burger King’den çıkmayan solcuların aklına amcalarının dayılarının “NATO’ya hayır” sloganı geldi. Oysa ortada ne eski NATO var ne de eski Türkiye.
Bunlar Türkiye’nin başarısını........
