menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Tarih kölemiz değildir

33 0
25.09.2026

Baudelaire ‘ikizim’ demişti okura, ben ‘arkadaşım’ diyorum. Kavga ettiğimiz de olur, yeni bir buluş yaptığımda yumak olduğumuz da. Ama yolculuk biraz da bu değil midir?

Ben hep ‘yolda’ olmayı savunmuşumdur; yolda, yani sonunun nereye çıkacağı belli olmayan Heideggerci anlamda patikada.

Yolun sonunda ne bulacağını adları gibi bilenler var ama ben onlardan değilim. Tek bildiğim, ‘bana öğretilen tarih’in bir mağaranın tarihi olduğu. Eflatun mağaradaki mahkûmların hikâyesini yazmıştı, Cemil Meriç ise bizim mağaradakileri: Müstağripler, kaçanlar, mağluplar… İyi ama mağara biraz büyümekle birlikte yine de karanlık. Gölgeler oyunda berdevam. Kölelerin yüzü karanlıktan kararmış durumda.

Bu sırada bir çığlık inletiyor ortalığı: “Kim çözecek ellerimizi Tanrım, kim çözecek?” Bu çığlık Yasin suresinde anlatılan Habib-i Neccar gibi şehrin uzak bir köşesinden koşup gelen ‘yabancı’nın sesidir; o ses kulaklarımızda çınlarken yola devam ediyoruz.

Toplumlar mukadderatlarıyla ilgili kararları eşref saatlerine erteleme lüksünden mahrumdur ne yazık ki. Bir gölge, bir ikinci kimlik, bir hayalet gibi takip eder hafızası veya çığlığı.

İhtiyar Adam ve Deniz adlı bir hikâyesi vardır Ernest Hemingway’in, bilir misiniz? İhtiyar balık avına çıkar ve hep eli boş döner. Millet dalga geçer kendisiyle. Sonunda şans gele bir köpek balığı yakalar. İşte ispatlamıştır avcılığını. Ancak ufacık sandalıyla köpek balığını köye getirene kadar denizdeki köpek balıkları gurur duyacağı avını yiyip bitirir, geriye sadece kılçıkları kalır. Olsun, yine de ispatlamıştır ya onu yakaladığını.

Biraz tarihle çift yönlü ilişkimize benziyor bu hikâye. Yıllar yılı Osmanlı’nın devamı değiliz, koptuk, ayrıldık, biz başka bir devletiz vs. dedik. Sonradan ona ihtiyacımız olduğunu fark ettik, bu defa onun oltasına sarıldık ama köpek balıklarından rahat yok ki. O zaman dönüp........

© Ensonhaber