Devlet teşviki
Türk insanının sandığından çok daha fazladır. Bu yeni de değildir. Devlet hemen her alanda istihdam sağlayabilen, ekonomik döngü yaratabilen herkese teşvik musluklarını açar. Teşvik için en önemli etken bir şey yapmaktır, bir şey üretmek, işletme açmak… Evde oturduğunuz yerde devlet size “gel sana teşvik vereyim de bana çip üret” demez. Bunu az biraz yapıyor olmanız lazım.
Milli Mücadele sonrası Cumhuriyet’in ilk dönemlerinde Türk Devleti ülkenin acil olarak ekonomik gücünü eline alması gerektiğini biliyordu. Bu yüzden ilk adımları devlet kendi eliyle yaptı. Daha sonrasında ise istihdamın tamamen devletin üzerine yük olmaması gerektiğini idrak etti. Devlet, Türkiye’de ne kadar yetenekli Türk Üretici varsa önce devlet teşviki verdi sonrasında ise kamu ihalesi vererek istihdamı ciddi manada yüklenecek bir sınıf oluşturdu.
Zengin insanlar girişimcilik hikayesini anlatırken hep bir boşluk olur, o boşluk budur işte: Devlet teşviki ve kamu ihalesi. Burayı boş bıraktıkları için insanlar da kendince şehir efsaneleri ile doldurur “gömü bulmuş, azınlığın parasına çökmüş” gibi…
Ordoliberal yani devlet denetimli liberal ekonomik modelle Türkiye istihdamı devlet ve özel sektöre bölüştürdü. Bugün Türkiye’nin en büyük zenginleri işte o zamanlar ilk devlet ihalesi alanlar. Tabi hepsi de başarılı olamadı ama oran olarak gayet başarılı bir proje olduğu kesin. Devletin bu refleksi hala devam etmekte. Faydalananlar mevcut, faydalanmayıp şikâyet edenler de mevcut.
Şimdi insanımız şunu çok........
