menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kanuna Uymak Yetiyor mu?

15 0
20.07.2026

Hukuk, çoğu zaman toplumsal değişimin gerisinden gelir; teknoloji ise çoğu zaman hukukun önünden yürür. İş sağlığı ve güvenliği alanında son yıllarda verilen yargı kararları, bu iki alan arasındaki mesafenin giderek kapandığını gösteriyor.

Uzun yıllar boyunca işverenlerin temel yaklaşımı açıktı: Kanunun öngördüğü yükümlülükleri yerine getirmek, hukuki sorumluluğun da sınırını oluşturuyordu. Risk değerlendirmesi hazırlanıyor, çalışanlara eğitim veriliyor, kişisel koruyucu donanımlar teslim ediliyor, periyodik kontroller yaptırılıyor ve denetimlerde herhangi bir eksiklik tespit edilmiyordu. Başka bir ifadeyle işletme, mevzuatın kendisinden beklediği yükümlülükleri yerine getiriyordu.

Ancak iş kazaları sonrasında açılan davalar, bu yaklaşımın artık tek başına yeterli görülmediğini ortaya koymaktadır.

Bugün mahkemelerin değerlendirdiği mesele yalnızca "Kanuna uyuldu mu?" sorusu değildir. Asıl sorgulanan husus, işverenin olay tarihinde bilimsel bilgi ve teknolojik gelişmeler ışığında makul olarak alabileceği ilave önlemleri değerlendirip değerlendirmediğidir.

İşte tam bu noktada, iş sağlığı ve güvenliği hukukunda sessiz fakat son derece önemli bir paradigma değişimi yaşanmaktadır.

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417. maddesi birlikte değerlendirildiğinde, işverenin borcu yalnızca mevzuatta tek tek sayılan tedbirleri yerine getirmek değildir. Kanun koyucu, hizmet ilişkisinin niteliği gereği deneyimlerin zorunlu kıldığı, bilimsel gelişmelerle ortaya çıkan ve teknik olarak uygulanabilir hâle gelen koruma tedbirlerinin de dikkate alınmasını beklemektedir.

Yargıtay'ın yıllardır istikrarlı biçimde benimsediği yaklaşım da bu doğrultudadır. Çeşitli kararlarında yüksek mahkeme, işverenin yalnızca açık mevzuat hükümleriyle yetinemeyeceğini; bilimsel ve teknolojik........

© Enpolitik