menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ölüm Simülasyonu

21 0
09.09.2026

Hayat, bütün güzelliklerine rağmen bir sonun, bir bitişin yeri. Ne kadar uzun sürerse sürsün, ne kadar büyük hayaller kurarsak kuralım, bir gün perde kapanacak. Son cümle söylenecek. Son nefes alınacak. Ve biz, bütün ömrümüz boyunca kaçtığımız o gerçekle baş başa kalacağız: Ölüm.

Fakat belki de ölüm, sandığımız kadar uzakta değildir.

Belki de insan, ölmeden önce defalarca ölür.

Her kaybedişimizde, her vedada, her yıkılışta, her vazgeçişte küçük bir ölüm yaşarız. Bir ilişkinin bitişi, içimizde bir dünyanın ölmesidir. Çocukluğumuzu geride bırakmak, bir daha dönmeyeceğimiz bir zamana gömülmektir. Sevdiğimiz bir insanı kaybetmek, onunla birlikte kendimizden bir parçayı da toprağa vermektir. Hayallerimizin yıkılması, yıllarca inandığımız bir geleceğin cenazesidir.

Bütün bunlar birer ölüm simülasyonudur.

Bizi asıl sona hazırlayan küçük provalar...

Ama biz bu provaları kabul etmeyiz.

Acıya karşı taş kesiliriz. Kayba karşı demirdenmiş gibi davranırız. Bir şey kırıldığında, sanki kırılan biz değilmişiz gibi yürümeye devam ederiz. “Güçlü olmalıyım” deriz. “Geçer” deriz. “Unuturum” deriz.

Oysa insan, unutarak değil; kaybın içinden geçerek büyür.

Her ölüm simülasyonu bize bir şeyi öğretir: Hiçbir şey bize ait değil.

Ne de bugün sahip olduğumuzu sandığımız hayat.

Hepsi bize kısa bir süreliğine verilmiş.

Belki de hayatın en büyük yanılgısı, geçici olanı kalıcı sanmamızdır. Bir eve yerleşir gibi zamana yerleşiyoruz. İnsanlara sahip olur gibi bağlanıyoruz. Yarın kesinmiş gibi planlar yapıyoruz. Oysa hayat, hiçbirimizin adına tapulanmış değil.

Ve ölüm, bütün bu yanılgıların son imzası.

Ebedi istirahatgâhımıza gitmeden önce hayat bize defalarca küçük mezarlar kazıyor. İçlerine eski benliklerimizi, eski sevgilerimizi, eski korkularımızı, eski hayallerimizi bırakıyoruz. Sonra üzerlerini örtüp yolumuza devam ediyoruz.

Her defasında biraz........

© Enpolitik