menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

YOLSUZLUK İDDİALARI KARŞISINDA;

20 0
28.06.2026

Türkiye'de yolsuzluk ve usulsüzlük iddiaları neredeyse siyasetin değişmeyen gündemlerinden biridir. İktidarıyla, muhalefetiyle; merkezi yönetiminden yerel yönetimine kadar hemen her siyasi aktör, farklı dönemlerde benzer suçlamalarla karşı karşıya kalmıştır.

Bu durumun tarihî ve sosyolojik sebepleri elbette vardır. Devletin ekonomik ve siyasal hayatın merkezinde bulunduğu ülkelerde siyaset, kaçınılmaz olarak kamu kaynaklarının yönetimi üzerinden şekillenir. Dolayısıyla kamu kaynaklarının kullanımı hakkındaki tartışmalar da siyasetin doğal bir parçası hâline gelir.

Ancak burada asıl dikkat çekmek istediğim husus, yolsuzluk iddialarının kendisinden ziyade, bu iddialar karşısında sergilenen çifte standarttır.

Bugün Türkiye'de insanlar çoğu zaman ilkelere göre değil, taraflara göre düşünmektedir.

Kendi siyasi mahallesinden biri hakkında iddia ortaya atıldığında ceza hukukunun evrensel ilkeleri hatırlanmakta; masumiyet karinesi, lekelenmeme hakkı, şüpheden sanığın yararlanması, tutuklamanın istisna olması gibi ilkeler büyük bir hassasiyetle savunulmaktadır.

Aynı kişiler, karşı siyasi görüşten biri hakkında benzer iddialar gündeme geldiğinde ise henüz soruşturma tamamlanmadan, hatta çoğu zaman somut deliller ortaya konulmadan peşin hükümler verebilmektedir.

Tersi de aynı ölçüde doğrudur.

Bu yaklaşım hukuk devleti açısından da, demokrasi açısından da sağlıklı değildir.Bir hukukçu olarak açıkça ifade etmek isterim ki; ceza hukukunun evrensel ilkeleri pazarlık konusu........

© Enpolitik