menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

SİYASETİN GEYİK MUHABBETİ Mİ, ASIRLIK SORULARA CEVAP ARAMAK MI?

35 0
30.05.2026

Son yıllarda Türkiye’nin geleceğine dair hepimizin yaptığı analizlerde sık sık benzer kavramlar öne çıkıyor:

“Enerji merkezi olacağız…”“Yeni ticaret yollarının merkezindeyiz…”“Çok kutuplu dünyada Türkiye yükselecek…”“Batı çökerken Türkiye savunma sanayi dahil, her alanda yıldızlaşacağız…”

Gerçekten öyle mi?Yoksa bu değerlendirmelerin önemli bir kısmı; ekonomik kırılganlıklarımızı, kurumsal zaaflarımızı ve yeni paradigma kapsamında küresel dönüşümün sert gerçekliğini perdeleyen psikolojik bir iyimserlikten mi ibaret?Bu soruya sağlıklı cevap verebilmek için önce Batı’nın nasıl yükseldiğini, ardından bugün neden yapısal bir tıkanmanın eşiğinde olduğunu anlamak gerekiyor.

BATI’NIN REFAHI SADECE “ÇALIŞKANLIK”LA OLUŞMADI !Bugün Avrupa’nın parlak medeniyeti ve gelişmiş ekonomilerine baktığımızda; çoğu zaman hukuk, demokrasi, insan hakları, bilim ve rasyonalite gibi kavramlar üzerinden bir ideolojik üstünlük hikayesi üzerine kurulmuştur.

Fakat tarihsel gerçeklik bu tespitten çok daha karmaşıktır.İngiltere, Fransa, Hollanda, Almanya gibi ülkelerin yükselişi yalnızca rasyonel değerler ve bilimsel ilerlemeyle değil; aynı zamanda sömürgecilik, küresel sermaye transferi, ucuz hammadde erişimi ve ideolojik aygıtlarla tahkim edilmiş askeri ve siyasi güç tekeliyle mümkün oldu.

Sanayi devrimi sırasında:Dünya üretim teknolojisinin merkezi Batı’ydı.Bilimsel bilgi büyük ölçüde onların tekelindeydi.Deniz ticaret yolları onların kontrolündeydi.

Geri kalan dünya ise çoğu zaman Batının rekabetsiz serbest pazarı konumundaydı.Bugün “refah toplumu” diye tanımlanan sosyal devlet modeli bile büyük ölçüde bu tarihsel üstünlüğün ürettiği kaynak fazlasına dayanıyordu.Yani Batı’nın refahı yalnızca etik değerlerin, bilim ve teknolojinin değil; aynı zamanda vahşice kurgulanmış küresel güç asimetrisinin ürünüdür.

FAKAT O TARİHSEL TEKELLER ARTIK ÇÖZÜLÜYOR:Bugün ilk kez dünya sistemi farklı bir döneme giriyor.Çin’in üretim kapasitesi,Hindistan’ın demografik gücü,Güneydoğu Asya’nın sanayi yükselişi,yapay zekâ ve dijitalleşmenin bilgi tekellerini aşındırması, enerji dönüşümü, küresel lojistik........

© Enpolitik