MASUM İNSANLARIN KANI ÜZERİNDEN MEŞRUİYET ÜRETEMEZSİNİZ !
İçinde yaşadığınız topluma, temsil ettiğini iddia ettiğiniz halka ya da aidiyetine karşı en basit temel sorumluluk duygusunu taşıyan hiçbir siyasal yapı; “dava”, “devrim” ya da “direniş” adı altında sosyolojik ve jeo-politik gerçeklikten koparak sivil ölümleri kutsayamaz.
Hiçbir ideolojik anlatı, masumların kanı üzerinden üretilen bir meşruiyeti ahlaki, politik ya da insani kılmaz. Buna rağmen, Orta Doğu’da neredeyse her silahlı yapı, kendi varlığını sürdürmenin en kestirme yolunu tam da burada bulur: Ölümü yüceltmek, ölüyü kahramanlaştırmak ve geride kalanlara suskunluk dayatmak.
Suriye’nin Kuzey Doğusu’nda SDG’nin son dönemde hız kazanan savaş hazırlıkları da bu ezberin istisnası değil. Aksine, ideolojik tükenmişliğin ve siyasal çıkışsızlığın sahadaki en net göstergelerinden biri. Sahadaki gerçeklik ile örgütsel propaganda arasındaki makas açıldıkça, söylem daha sertleşiyor; “savunma” dili yerini “kutsal direniş” anlatılarına bırakıyor. Çünkü gerçeklik ikna edemediğinde, mitoloji devreye girer.
SDG’nin kendisini hâlâ........
