MHP’NİN FİKRÎ GENETİĞİ VE DEVLET BAHÇELİ’NİN SİYASET MANTIĞI
Türkiye’de fikir genetiği olan 2 parti vardır. Biri “Atatürk’ün en büyük iki eserinden biri” olduğu söylenen CHP’dir; diğeri de 1969’da kurulan MHP…
CHP, Altı Ok ile sembolleşen fikrî boyutunu, “Eti-Sümer Türklüğü” ve buna bağlı milliyetçilik ile geliştirip arkasından Mavi Anadolucu hareket ile Helenistik bir veçhe kazanır. MHP’nin öncülü olan “sivil milliyetçilik” geleneği, 1932’de gerçekleşen Birinci Türk Tarih Kongresinden itibaren bir sivil toplum hareketi olarak gelişmiş ve 3 Mayıs 1944 Türkçülük olayları ile toplumsallaşmış ve bir sivil toplum hareketi olma özelliği kazanmıştır. 1965’te Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi ile hayata geçirilecek ve 1969’da Milliyetçi Hareket Partisi adını alacak olan hareket, 3Mayıs 1944 olaylarında tutuklanan Alparslan Türkeş’in fikir sistematiği içinde diyalektik bir gelişme ile siyasî hayatta yer bulacaktır. “Diyalektik” dedik; çünkü MHP’nin ortaya çıkmasına yol açan 1932-1944 arası gelişmeler, CHP’nin fikir genetiği ile yaşanan bir çelişki ile ortaya çıkmıştır. Yani, CHP tezi ile MHP’nin öncüllerinin antitezinin çelişkisi, 94 yıllık maziye dayanan diyalektik bir ilişkidir. Bu yüzden diğer siyasî hareketler, başlamış ama bir süre sonra sönümlenmiş veya fikir genetiği zaafına uğramıştır.
CHP, 1965 yılında, Türkiye İşçi Partisi’ne oy kaptırmamak için genetiğinde bir “ortanın solu” değişikliği yapmıştır; 1930’ların sivil milliyetçilik hareketinin son aşaması olan MHP ise doktriner bir ideolojik genetik oluşturmuş ve 57 yıldır bu fikrî genetik çerçevesinde faaliyet gösteren bir siyasî-ideolojik hareket olarak siyaset sahnesinde yer almaktadır. Bu ideolojik hareketin gençlik ve entelektüel uygulamasına da “ülkücülük” denmiştir.
ÜLKÜCÜLER İMALAT HATASI MIDIR?
Bizim de ilk gençlik yıllarımızda çok kullanılan ve rahmetli Dündar Taşer’e atfedilen bir söz vardır: “Biz imâlât hatasıyız.” Yani, statükonun okullarında verilen eğitim-öğretimin dışında gelişen bir hareket… Statüko ile sorunu olan ama bunu yıkıcı bir üslupla değil, tamir ve ıslah edici bir üslup ve tavırla çözmeye gayret eden bir hareket. Statüko ile sorun yaşanır ama statüko ile kavga edilip devlet zaafa uğratılmaz.
İşte bu “imâlât hatası” insanlardan oluşan hareketin merkezinde “devletin bütünlüğü ve bekası” olmazsa olmaz bir gerçekliktir. Sistemin yetiştirdiği “evet efendimci, eyyamcı memur” profiline karşılık, MHP hareketi, zaman zaman netice alıcı tavırlar koymayı, fikir genetiğinin bir özelliği haline getirmiştir.
Maalesef 1974 affı ile sosyal hayatı derinden etkileyen ideolojik kavgalar bir yoğunluk kazanmış, siyaset çözüm üretemez hâle gelmiştir. 1976-77’de Ülkü Ocakları Genel başkanı rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu “Eller silah değil kalem tutmalı” düsturu ile çözüm üretmeye ve sokaklarda kan akmasına engel olmaya çalışmıştır. Dönemin Dev-Genç başkanı ile konuşulmuş ama ne yazık ki Dev-Genç kendi kitlesini ve sol fraksiyonları barışa ikna edememiştir. Muhsin beyin bu hareketi, MHP genetiğinin ciddi bir hamlesi olarak tarihe geçmiştir. Aynı yılda, Türkiye Büyük Millet Meclisi, aylarca başkanını seçememiş ve Türkiye’de demokrasi ciddi bir krize sürüklenmeye başlamıştır. Her şeyin çözümsüzlüğe mahkûm olduğu zannedilen bir ortamda MHP Genel Başkanı Alparslan Türkeş, grubuyla birlikte CHP’nin TBMM Başkan........
