Bilim adamlığından Halk kahramanlığına evirilen bilge
Türk Milletinin yaşayan; en bilge, en entelektüel ve en elit bilim insanını kaybetmenin derin üzüntüsü içerisindeyiz. Allah gani gani rahmet eylesin, mekânı cennet olsun, Türk Milletinin başı sağ olsun.
İlber Ortaylı’yı Türk Ocakları Genel Merkezi, Hars Heyetinde görev aldığı yıllarda tanıma şerefine nail olmuştum. “Bizim milliyetçiler ve İslamcılar imkânları olduğunda çocuklarını eğitim için Amerika’ya gönderirler solcular bu konuda daha milliyetçidir” sözlerini hatırlıyorum.
İlber Ortaylı, Hocası "Tarihçilerin Kutbu” Halil İnalcık’ın yerini dolduran hatta fazladan Türk gençliğine tarihi anlatan ve sevdiren ikinci bir “Tarihçilerin Kutbu” olmayı fazlasıyla hak etti. Tarih biliminde zirve isimlerden birisi olması onun birçok özelliklerinden sadece birisidir. Maalesef yakın bir zamanda yerinin doldurulabilme ihtimali de gözükmüyor. Umarın arkasından gelen bilim adamlarına örnek teşkil eder.
İlber Ortaylı her şeyden önce Türk gençliği için her şeyi bilen müthiş bir rehber ve referans noktasıydı. Türk Milletini seven her siyasi görüşten insanlarımız onu çok sevdiler.
Onu sevmeyenler genellikle Atatürk’ü de sevmeyenlerdir, Türk denilince ağızlarından nefret salyaları akanlardır.
Türkiye’de Tarih denildiğinde akla gelen ilk birkaç isimden biri olan İlber Ortaylı, hem akademik çalışmaları hem de geniş kitlelere hitap eden anlatımıyla modern Türk Tarihçiliğinin en önemli temsilcilerinden de biridir. Osmanlı tarihi başta olmak üzere dünya tarihi, kültür tarihi ve diplomasi tarihi üzerine yaptığı çalışmalar, onu yalnızca akademik çevrelerde değil, toplumun geniş kesimlerinde de saygın bir konuma taşımıştır.
Ortaylı, Türkiye’nin yanı sıra Avrupa ve Amerika’daki çeşitli üniversitelerde dersler vermiştir. Akademik kariyerinin önemli bir dönemi ise dünyanın en önemli müzelerinden biri olan Topkapı Sarayı Müzesi’nde müze müdürlüğü yaptığı yıllardır. Bu görev sırasında Osmanlı kültür mirasının korunması ve tanıtılması konusunda önemli katkılar sağlamıştır. Ancak onun tarihçiliği pek çok özelliğinden sadece biridir.
Ayrıca İlber Ortaylı, tarih bilgisinin yalnızca akademisyenler için değil, toplumun tamamı için gerekli olduğunu savunur. Üniversitelerde verdiği derslerin yanı sıra televizyon programları, konferanslar ve yazıları aracılığıyla tarih konularını geniş kitlelere anlatmıştır.
Akademik dünyada birçok bilim insanı çalışmalarını dar bir çevreyle sınırlı tutarken İlber Ortaylı, tarih bilgisini toplumun geniş kesimlerine ulaştırmayı amaçlayan bir yaklaşım benimsemiştir.
İlber Ortaylı’nın konuşmalarında ve yazılarında en sık vurguladığı konulardan biri cehaletle mücadeledir. Ona göre bir toplumun en büyük sorunlarından biri, bilgi eksikliği ve eleştirel düşüncenin zayıflığıdır. Bu nedenle Ortaylı, özellikle genç nesillere kitap okumayı, farklı kültürleri tanımayı ve tarihsel perspektifle düşünmeyi tavsiye etmektedir. Cahilden ziyade yarı cahillerin daha tehlikeli olduğundan bahsederdi.
Ortaylı’nın cehalet eleştirisi yalnızca bireylere yönelik değildir; aynı zamanda toplumda bilgiye yeterince değer verilmemesine de dikkat çeker. Ona göre bir ülkenin gelişmesi için eğitim kurumlarının güçlü olması, bilimsel düşüncenin desteklenmesi ve kültürel mirasın doğru şekilde öğretilmesi gerekir.
İlber Hoca, tarih bilgisinin kültürle iç içe olduğunu savunan bir tarihçidir. Ona göre bir toplumun kimliği, geçmişte oluşturduğu kültürel mirasla şekillenir. Bu nedenle geçmişin doğru anlaşılması, toplumsal kimliğin sağlıklı biçimde oluşması açısından büyük önem taşır.
Bu yaklaşım doğrultusunda, Osmanlı ve Türk tarihinin yalnızca siyasi olaylardan ibaret olmadığını; mimari, dil, sanat ve kültür gibi unsurlarla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini savunur. Bu görüş, tarih eğitimine daha geniş ve çok yönlü bir bakış açısı kazandırmıştır.
Bir toplumun ilerlemesinin önündeki en büyük engellerden biri cehalettir. Bilgiye dayanmayan toplumlar gelişmekte zorlanır, yanlış yönlendirmelere açık hale gelir ve tarihsel gerçekleri sağlıklı biçimde değerlendiremez. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, daha Kurtuluş Savaşı yıllarından itibaren cehaletle mücadeleyi ulusun en önemli görevlerinden biri olarak görmüştür. Cumhuriyet döneminde yapılan eğitim ve kültür reformları bu anlayışın somut göstergeleridir. Günümüzde ise bazı aydınlar ve bilim insanları, Atatürk’ün bu düşünsel mirasını yaşatmaya çalışmaktadır. Bu isimlerin en başında da İlber Ortaylı gelmektedir.
Atatürk’e göre bir milletin gerçek bağımsızlığı yalnızca askeri zaferlerle değil, aynı zamanda bilgi ve eğitim yoluyla sağlanır. Bu nedenle Cumhuriyet’in ilk yıllarında eğitim alanında köklü reformlar yapılmıştır.
Cumhuriyet’in ilk yıllarında gerçekleştirilen........
