CHP NE YAPMAK İSTİYOR?
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile yönetildiğimiz herkesin bildiği bir husus.
Bu durum sebebiyle, herkesin bildiği gibi Altılı Masadan evvel muhalif dört parti MİLLET İTTİFAKI'nı kurmuştu.
Yine hepimizin bildiği gibi 2007 yılında mecliste yapılacak Cumhurbaşkanı seçiminde hukuk amacı dışında kullanılarak Sabih Kanadoğlu’nun şapkasından çıkardığı 367 vekil zorunluluğunu aşmak amacıyla AK Parti iktidarının ürettiği demokratik çözüm referandum sayesinde Cumhurbaşkanını halkın doğrudan seçmesine yönelik referandum kararı alınmasından sonra Cumhurbaşkanlığı seçimi halkın kararına bırakılmıştı.
Referandum yoluyla yapılan değişiklikten sonra Cumhurbaşkanlığı aday belirleme sürecinde ise partiler arasında adaylar üzerinden ittifaklar yapılmaya başladı.
Çünkü, seçimlerde Adaylardan birinin P 1 oy çoğunluğunu alması gerekiyordu.
Yeni duruma göre yapılan seçimlerde Erdoğan 1. turda ve ittifaksız kazandı.
CHP-MHP'nin ortak adayı Ekmelettin İhsanoğlu ve Selahattin Demirtaş ilk turda seçimi kaybetmiş oldular.
2018’de yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden önce MHP saf değiştirdi ve Erdoğan’a destek kararı aldı.
Hatta bununla yetinmedi ülkeye bugünkü CBH Sistemi modelini önerdi.
Böylece Erdoğan'a istediği “Tek Adamlığı” vermiş oldu.
Bu sürece gelirken 2017 yılında MHP'nin önerdiği CBH Sisteminin referandumu yapıldı ve referandumu da az farkla Ak Parti MHP tarafı kazandı.
Haliyle bir yıl sonra yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimini de Erdoğan R gibi oranla ilk turda seçildi.
Yapılan son seçimde ise Erdoğan Cumhur İttifakının adayı olarak girdiği 3. seçimde ilk defa ikinci tura kaldı.
Bunun sebebi sayın Kılıçdaroğlu'nun toplumsal muhalefeti bir arada ve ortak amaç etrafında birleştirmesiydi.
Kılıçdaroğlu’nun iktidarla mücadele yöntemi ve üslubu, muhalefeti bir arada tutma, ortak güç oluşturma çabası olarak görmek gerekiyor.
Seçim öncesi süreçte muhalefetin ortak hedef etrafında kenetlenmesini sağlamanın görünen zorluğuna........
© Enpolitik
