menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Odysseia: Eve dönmek mi, sinemaya yeniden doğmak mı?

9 0
09.08.2026

The Guardian, Nolan’ın uyarlamasını savaş sonrası travma ve eve dönüş duygusu üzerinden okurken, filmin görsel ve anlatısal iddiasını özellikle öne çıkarıyor.

Bazı filmler vardır, salondan çıktığınızda yalnızca izlediğiniz hikâyeyi değil, sinemanın kendisini de düşünmeye başlarsınız. Christopher Nolan’ın The Odyssey filmi tam olarak böyle bir yapım. Homeros’un binlerce yıllık destanını beyazperdeye taşıyan Nolan, yalnızca Odysseus’un eve dönüş yolculuğunu anlatmıyor; savaşın insan üzerinde bıraktığı izleri, kaybedilen yılları, aileyi, sadakati ve insanın kendi geçmişinden kurtulma mücadelesini de anlatmaya çalışıyor.

Üstelik bunu küçük bir prodüksiyonla değil, Hollywood’un en büyük yıldızlarını bir araya getiren, devasa ölçekli bir sinema gösterisiyle yapıyor. Matt Damon’ın Odysseus’u canlandırdığı filmde Tom Holland, Anne Hathaway, Robert Pattinson, Zendaya ve Lupita Nyong’o gibi isimler de yer alıyor.

Ve daha ilk dakikalardan itibaren anlıyoruz ki Nolan, Homeros’un metnini sadece filme çekmek istememiş. Onu kendi sinema dünyasının içerisine yerleştirmek istemiş.

En büyük başarısı: Destanı gerçekten “büyük” hissettirmek

The Odyssey’nin en güçlü tarafı kuşkusuz ölçeği. Nolan, Homeros’un dünyasını televizyon dizisi estetiğine ya da sıradan bir fantastik macera filmine dönüştürmek yerine sinemanın bütün imkânlarını kullanıyor. Özellikle büyük perdede ve IMAX formatında izlendiğinde filmin görüntü yönetimi, mekân kullanımı ve savaş sahneleri ciddi bir görsel etki yaratıyor.

Eleştirmenlerin önemli bir bölümü de filmin bu yönüne dikkat çekiyor. The Guardian, Nolan’ın uyarlamasını savaş sonrası travma ve eve dönüş duygusu üzerinden okurken, filmin görsel ve anlatısal iddiasını özellikle öne çıkarıyor. Burada Nolan’ın önemli bir avantajı var: O, büyük hikâyeler anlatmayı biliyor.

Interstellar’da uzayın sonsuzluğunu, Dunkirk’te savaşın kaosunu, Oppenheimer’da ise tarihin ağırlığını sinemaya dönüştüren yönetmen, bu kez karşısına Batı edebiyatının en eski kahramanlık anlatılarından birini alıyor. Sonuç, kaçınılmaz olarak büyük. Hatta zaman zaman gereğinden fazla büyük.

Nolan’ın Odysseus’u neden tartışmalı?

Filmin en fazla tartışılabilecek taraflarından biri Matt Damon’ın Odysseus performansı. Damon kötü bir oyuncu değil; aksine son derece deneyimli ve güçlü bir aktör. Fakat mesele oyunculuğundan çok, karakterle kurduğu uyum.

Odysseus, yalnızca güçlü bir savaşçı........

© Elips Haber