Gençliğin en büyük yükü: Gelecek kaygısı!
Türkiye'de gençlerin eğitim süresi uzuyor. Üniversitelerden her yıl binlerce genç mezun oluyor. Ancak diploma ile iş arasındaki mesafe giderek daha fazla tartışılır hale geliyor.
12 Ağustos Uluslararası Gençlik Günü…
Her yıl bu tarih geldiğinde gençlerden, gençliğin enerjisinden, geleceğin gençlerin ellerinde şekilleneceğinden söz ediyoruz. Konuşmalar yapılıyor, mesajlar yayımlanıyor, gençlerin toplumların geleceği olduğu vurgulanıyor.
Peki gençlere sorsak…
Bugün onların en büyük sorunu ne?
Muhtemelen çoğunun vereceği cevap çok farklı olmayacak: İşsizlik ve gelecek kaygısı.
Çünkü genç olmak artık yalnızca hayaller kurmak anlamına gelmiyor. Aynı zamanda o hayalleri gerçekleştirebilmek için nasıl bir hayat kurulacağını düşünmek anlamına geliyor.
Bir üniversite öğrencisi mezun olduğunda iş bulabilecek mi?
İlk maaşıyla hayatını sürdürebilecek mi?
Kendi evine çıkabilecek mi?
Kendi ayakları üzerinde durabilecek mi?
Yoksa yıllarca eğitim aldıktan sonra ailesinin desteğine ihtiyaç duymaya devam mı edecek?
Bu soruların her biri, bugün milyonlarca gencin zihninde dolaşıyor.
Türkiye'de gençlerin eğitim süresi uzuyor. Üniversitelerden her yıl binlerce genç mezun oluyor. Ancak diploma ile iş arasındaki mesafe giderek daha fazla tartışılır hale geliyor.
Bir genç dört yıl, hatta daha uzun süre üniversitede eğitim görüyor. Mezun olduğunda ise karşısına çoğu zaman "tecrübe" şartı çıkıyor.
İşveren deneyim istiyor.
Genç, "Deneyimi nereden kazanacağım?" diye soruyor.
Staj yapıyor, düşük ücretle çalışıyor, farklı sektörlerde şansını deniyor. Bir yandan da aldığı eğitimin karşılığını bulabileceği bir iş arıyor.
Sonuçta ortaya oldukça yorucu bir tablo çıkıyor:
Gençler çalışmak istiyor ama iş bulamıyor; iş bulanların........
