İnsanlar mahkeme kararını değil, süreci kaybediyor
Hukuken beraat, kişinin hiç suç işlememiş sayılmasıdır. Ancak bazı beraat kararları vardır ki yıllar sonra geldiğinde hukuki anlamını korusa da hayatın gerçekleri karşısında etkisini büyük ölçüde yitirir. Çünkü insan bazen özgürlüğünü değil, özgürlüğünü yaşayacağı zamanı kaybeder.
Hukuk fakültelerinde ilk öğretilen ve birinci sınıftan son sınıfa kadar bıkmadan tekrarlanan cümlelerden biridir:
“Geç gelen adalet, adalet değildir.”
Uzun yıllar bu sözü güçlü bir hukuk ilkesi olarak okuduk. Gelmiş geçmiş bütün adalet bakanları bir hükmün verilmesi için makul zamanın ne olduğu konusunda kılavuzlar yayımladı, hukukun üstünlüğünün korunması ve adaletin sağlanması için hedef süreler belirledi. Buna rağmen "geciken adalet adaletsizliktir" cümlesi bugün milyonlarca insanın hayatında yaşanmış bir gerçeğe dönüşmüş durumda.
Eskiden insanlar davalarını kaybederdi.
Bugün ise çoğu zaman insanlar davalarının sonucunu beklerken en değerli yıllarını, sağlıklarını, mallarını, itibarlarını hatta hayatlarını kaybediyor.
Üstelik bu kayıp sadece özgürlüklerle de sınırlı değil.
Bir alacaklı düşünün; yıllarca süren bir davanın sonunda hak kazandığı tazminatı nihayet tahsil ediyor. Fakat geçen süre içinde enflasyon, o alacağın gerçek değerini ve alım gücünü çoktan tüketmiş oluyor. Bu denklemde kazanan gerçekten kimdir? Dosya üzerinde haklı çıkan taraf mı, yoksa haksız olduğu halde yıllar boyunca o parayı dövizde, altında veya başka yatırım araçlarında değerlendirerek ekonomik hayatına kesintisiz devam eden taraf mı?
Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi verileri de tablonun vahametini doğruluyor. Bugün Türkiye'de en yaygın hak ihlali iddialarının başında makul sürede yargılanma hakkının ihlali geliyor. İstatistikler büyüyen bir soruna işaret ediyor; ancak rakamların arkasında bekleyen insanlar, dağılan aileler, kapanan şirketler ve ertelenen hayatlar var.
Bir kişi yıllarca tutuklu kalıyor, sonunda beraat ediyor.
Bir memur görevinden uzaklaştırılıyor, yıllar sonra görevine dönüyor.
Bir şirket uzun süre kayyım yönetiminde tutuluyor, sonunda sahiplerine iade ediliyor; ancak o süreçte müşterilerini, yetişmiş kadrolarını, pazar payını ve itibarını çoktan kaybetmiş........
