menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Zamanın ruhu doğru yerde olmayı ve doğru sözü söylemeyi gerektiriyor

30 0
05.04.2026

Toplum artık sadece eleştiri duymak istemiyor; çözüm duymak istiyor. İnsanlar hayatlarının nasıl düzeleceğini, hangi ekonomik modelle refahın artacağını, eğitim ve hukuk sisteminin nasıl değişeceğini somut olarak görmek istiyor.

Bu ülkede hiçbir şey normal gitmezken, muhalefetin normal yol ve yöntemlerle muhalefet yapmasının bir izahı var mı?

Yoksulluğun dayanılmaz boyutlara ulaştığı, yolsuzluğun her yerden irin gibi fışkırdığı, adaletsizliğin tavan yaptığı bu dönemde normal kalmak mümkün mü?

Dünyada hak ve hukuk arayışı için yüzlerce eylem ve yol varken, bunları hayata geçirememek bir zayıflık değil mi?

Olağanüstü koşullarda olağanüstü davranmak gerekmez mi?

Şiddete başvurmadan yapılacak eylemlerden sonuç almak mümkün değil mi?

Bu sorular, Türkiye'de milyonlarca insanın zihnini kemiren, içini acıtan ve öfkeyle karışık bir çaresizlik yaratan sorulardır. Ekonomik sıkıntılar, yargıdaki güvensizlik, kamu kaynaklarının kullanımıyla ilgili derin kuşkular ve günlük hayatın her alanına sirayet eden adaletsizlik hissi, sıradan muhalefetin yetersiz kalıp kalmadığını sorgulatıyor.

Aslında mesele sadece muhalefetin ne yaptığı ya da yapmadığı meselesi değildir. Mesele, ülkedeki siyasal alanın ne kadar açık olduğu, demokratik kanalların ne kadar işlediği ve vatandaşın sesini duyurabileceği meşru alanların ne kadar geniş olduğudur. Eğer bu alan daralırsa, siyaset de doğal olarak farklı arayışlara yönelir.

Gelin, bu konuyu samimi ve gerçekçi bir dille ele alalım.

Ülkemizde yoksulluk sınırının, açlık sınırının çok üzerinde seyreden enflasyon, alım gücünün erimesi ve gelir adaletsizliği yıllardır tartışılıyor. Uluslararası Şeffaflık Örgütü'nün 2025 Yolsuzluk Algı Endeksi'nde Türkiye 31 puanla 182 ülke arasında 124. sıraya geriledi; bir önceki yıla göre 3 puan kaybedip 17 basamak düştü. Bu, son on yılın en düşük seviyelerinden biri.

Ekonomik göstergeler sadece rakamlardan ibaret değildir; bu rakamların arkasında insanların hayatları, umutları ve gelecek beklentileri vardır. Gençlerin yurtdışına gitmek istemesi, emeklilerin geçinememesi, çalışanların ay sonunu getirememesi aslında ekonomik bir tablodan çok toplumsal bir ruh hâlini anlatır.

Adalet sistemine duyulan güven anketlerde dip yapmış durumda; basın özgürlüğü raporları, ifade özgürlüğündeki kısıtlamaları belgelemeye devam ediyor. Bu tablo, “her şey normal” diye siyaset yapmanın zorluğunu açıkça gösteriyor.

Bir ülkede insanlar mahkemeye gittiğinde adalet bulacağına inanmıyorsa, gazeteciler yazdıkları yazı nedeniyle yargılanma korkusu yaşıyorsa, akademisyenler düşüncelerini özgürce ifade edemiyorsa, o ülkede siyaset........

© Elips Haber