Dünya savaşının ayak izleri mi bu?
Suudi Arabistan ve Yemen tarafı da sessiz değil. Husiler Mocha’yı ve Kızıldeniz kıyısının önemli kısmını aldı. Bâbülmendep’e yaklaştılar. Suudi topraklarına drone ve füze gidiyor.
Son günlere bakıyorum. Avrupa alarma geçiyor. İran’a yönelik savaşın önümüzdeki günlerde büyüme ihtimali konuşuluyor. Suudi Arabistan–Yemen hattı yeniden alevleniyor, Pakistan ve Türkiye’nin adı geçiyor. Türkiye’de 81 ilde sığınak yapılıyor. Tek tek bakınca her birinin ayrı bir açıklaması var. Hepsi bir araya gelince insan durup soruyor: bunlar rastgele mi, yoksa daha büyük bir şeyin ayak sesi mi?
Endişe boşuna değil. Ama her haberi “savaş başladı” diye okumak da ayrı bir tuzak. O yüzden tek tek bakmak lazım.
Avrupa alarma geçti deniyor. Doğru tarafı var, abartılan tarafı da var. Polonya, Fransa, Litvanya, Hollanda son günlerde Rusya’nın drone, füze, sabotaj ve siber hamlelerinden bahsediyor. Polonya uçak kaldırıyor. Almanya hastanelerde kitlesel yaralı senaryosu çalışıyor. Litvanya tahliye planını güncelliyor. NATO komutanı “ittifak hazır” diyor. Bunlar küçük haberler değil. İnsan haklı olarak ürperiyor.
Ama diğer tarafta da bir cümle duruyor: NATO “yakın bir saldırı tehdidi görmüyoruz” diyor. Yani kıta genelinde savaş hali ilan edilmedi. Avrupa’nın tamamı siper kazmıyor. Yükselen şey klasik topyekûn savaştan çok, Ukrayna savaşının beşinci yılı, Rusya’nın sonbahar seferberliği korkusu ve “kaza süsü verilen” bir drone ya da füzenin ittifakı teste çekmesi ihtimali. Hibrit gerilim. Savaşın eşiği gibi duruyor, savaşın kendisi henüz değil.
İran meselesi ayrı. Orası spekülasyon değil, savaş zaten var. 28 Şubat 2026’da ABD ve İsrail saldırısıyla başladı. Hamaney öldürüldü. Hürmüz kilitlendi. Tankerler vuruldu. Körfez ülkelerine füze gitti. Bunu “ortadoğuda yine gerginlik var” diye geçiştirmek mümkün değil. Aylardır süren, enerji yollarını bozan, fiyatları ve navlunu dünyaya yayan bir savaş bu.
Bugün duruma bakınca tam tırmanma da görünmüyor, tam barış da yok. Karada bir süredir duraklama var. İran’ın son teyitli büyük füze ve drone salvosu eylülün ilk haftasına gidiyor. Denizde gemi olayları bitmedi ama tempo düşmüş. Bir yanda Trump “rejimi yok etmek mi etmemek mi, büyük karar” diye konuşuyor. Öbür yanda arabulucular, şartlar, para dondurma, ablukayı kaldırma pazarlığı dönüyor. Yani kapı iki tarafa da açık. Önümüzdeki günlerde boyutunun artması mümkün. Kesin artacak demek ise........
