menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Akkuyu nükleer projesi: Devlet hafızasının stratejik tercihi

33 5
14.02.2026

Bugünün konusu olmayan, fakat yarının gündemine girecek diğer "NÜKLEER SANTRAL ALANI" ları da aynı bütünlük içinde ele alınmalıdır. Rakamlar yan yana dizildiğinde değil; risk, maliyet ve stratejik süreklilik birlikte okunduğunda anlam kazanır.

Erdal İnönü’nün 1951 yılında Princeton Üniversitesi’nde yaptığı çalışmaların bir sonucu olarak, 1953 yılında Eugene Wigner ile birlikte kaleme aldığı ve nükleer reaktör fiziğinin en temel problemlerinden birine çözüm getirecek olan 'On the Contraction of Groups and Their Representations' (Grupların Daralması ve Temsilleri Üzerine) makalesi, Türkiye’nin nükleer enerji ile tanışmasının önemli başlangıç noktalarından birini temsil ettiğini söylemek oldukça gerçekçi bir yaklaşımdır.

Bu makalenin yayınlanmasından sadece iki yıl sonra, Türkiye’nin 1955 yılında ABD ile imzaladığı "Barış İçin Atom" anlaşmasının ardından kurulan Atom Enerjisi Komisyonu’nun çabaları, 1962 yılında TR-1 Araştırma Reaktörü ’nün açılmasıyla teorik bilginin fiziksel uygulama imkânına kavuşmasını sağlamıştır.

İstanbul Küçükçekmece’de kurulan TR - 1 Araştırma reaktöründe; radyoizotop üretimi yapılmış, tarımda kullanılan tohumların radyasyonla daha dayanıklı hale getirilmesi üzerine çalışılmış ve üniversitelerden gelen mühendislerin teorik bilgilerini pratiğe geçirmelerine olanak sunulmuştur.

Bu birikimle birlikte 1967 yılında ilk nükleer güç santrali için fizibilite çalışmaları başlatılmış; 1970 yılına gelindiğinde yapılan incelemeler sonucunda ise Mersin-Akkuyu bölgesi, deprem riski azlığı ve soğutma suyu imkânları nedeniyle "en uygun yer" olarak belirlenerek 1976 yılında resmi olarak "NÜKLEER SANTRAL ALANI" olarak tescil edilmiştir.

Akkuyu sahası 1976 yılında yer lisansı alarak resmi olarak "nükleer santral alanı" tescil edildikten sonra, Türkiye tam 4 kez büyük ihale ve teşebbüs sürecine girmiş, ancak bunların hepsi çeşitli nedenlerle iptal edilmiştir.

1976-1980 yılları arasında 600MW’lık santral için açılan ilk ihale dönemin ekonomik krizi, dış borçlanma ve dönemin siyasi istikrarsızlık sorunları nedeni ile sonuçsuz kalmıştır

Turgut Özal’ın iktidarı dönemine denk 1983–1986 yılları arasında Yap-İşlet-Devret modeliyle sürdürülen girişim, Çernobil kazası sonrası oluşan kamuoyu baskısı, güvenlik endişeleri ve devlet garantileri konusundaki anlaşmazlıklar nedeniyle sonuçlandırılamamıştır.

Koalisyonlar dönemi olarak anılan 1993–2002 yılları arasında projeden kâğıt üzerinde vazgeçilmemiş; ancak siyasi parçalanmışlık ve karar alma iradesindeki zayıflık nedeniyle tam 8 kez ertelenmiş, böylece nükleer hedef fiilen askıda kalmıştır.

2004 yılına gelindiğinde Ak Parti iktidarının sağladığı siyasi istikrar ve karar alma kapasitesiyle........

© Elips Haber