Dolardan buluta ekonomik savaşların anatomisi
Stuart Levey, 2004’te Amerikan Hazine Bakanlığı’nın terörizm ve finansal istihbarattan sorumlu müsteşar yardımcısı olduğunda neyin içine düştüğünü bilmiyordu. Harvard’dan hukuk diplomalı, Yahudi ve parlak kariyerli bir avukat olan Levey biraz da kamu hizmeti yapayım, demişti. Ancak o dönemde nükleer program nedeniyle ABD-İran ilişkileri geriliyordu. Önce Afganistan’ı, sonra da Irak’ı işgal edip boyunun ölçüsünü alan ABD’nin bir de İran’la savaşacak mecali yoktu. Levey’den İran’a karşı ekonomik silahlar geliştirmesi istendi.
2006’da ABD’nin müttefiklerini İran’a karşı ambargo uygulamaya ikna etmek için yaptığı gezilerden birinde Dubai’de bir otelin lobisinde otururken kafasında birden şimşekler çaktı: “Neden devletleri değil de bankaları yola getirmiyoruz?” diye düşündü. Hangi ülkede olursa olsun bir bankanın en önemli sermayesi itibardır. Bu yüzden de bankalar dünyadaki en muhafazakâr kurumlardır. Ortada somut bir kural olmadan, sadece uyararak bile, birçok bankanın uyum birimine herhangi bir işi yaptırmak mümkündür. Levey de küresel finansal sistemde araçsallaştırılacak darboğazlarla, bankaları İran’a karşı yaptırım uygulamaya zorlamaya karar verdi.
Gelin bu darboğazlara bakalım: Bir ülkedeki bankalar kendi aralarında milli para biriminden işlemleri merkez bankasındaki hesapları üzerinden yaparlar. Örneğin bir Türk bankasındaki hesabınızdan diğerine TL göndereceğiniz zaman iki banka TCMB üzerinden mutabakata varır. Eğer dolar gönderirseniz bankaların ABD’de dolar hesapları olan bir bankadan bu işi yapmaları gerekir. Dünyadaki ticaretin yarısı dolar cinsinden faturalandırıldığı ve petrol ticaretininse ’ı dolarla yapıldığından İran’ın dolara olan bağımlılığı çok daha fazlaydı.
Böylelikle Levey’nin planı devreye girdi. Artık bir ülke İran yaptırımlarına katılmasa dahi o ülkedeki bir banka, ABD........
