Dış politikamız sandığınızdan başarılı
Dış politikamıza dair en büyük tartışmanın büyükelçilerimizin fotoğraf veya video çektikleri kıyafetlerine ilişkin olması, ülkemizin içinde bulunduğu durumun vesikasıdır! Oysa dış politika demek, şirketinizin hangi ülkeye ihracat yapabileceği, hangi ülkeye yatırım yapabileceği demek. Dış politika, nereden finansman bulabileceğinizin anahtarı. Dış politika, hızla parçalara ayrılan dünyada ekonomik hinterlandınızın nasıl şekilleneceğinin de belirleyicisi.
Bu hafta bazı toplantılar için Brüksel ve Riyad’daydım. Türkiye’nin dış politikası yurt dışından bizim içeride gördüğümüzden çok daha iyi görünüyor. Neden mi? Birincisi, her ülkenin entelektüel vatandaşı, tabiatı gereği kendi ülkesine daha eleştirel yaklaşır. İkincisi, Türkiye’de siyasi kutuplaşma ülkemizin dünyadaki pozisyonuna dair görüşlerimizi şekillendiriyor. Üçüncüsü, içe dönük bir toplum olduğumuz için başka ülkelerin içinde bulunduğu durumu ve tartıştığı meseleleri iyi göremiyor, kendi sorunlarımızın daha önemli ve çetrefilli olduğunu zannediyoruz.
Ülkeler arasında iki seviyede ayrışma var: Birincisi, büyüklüklerine göre. Küçük ülkeler dijital çağa büyük bir avantajla girdi. Küçük oldukları için toplumlarında ayrışma daha az, bürokrasinin adaptasyonu daha kolay, dolayısıyla değişime çeviklikle uyum sağlayabiliyorlar. Hele BAE ve Singapur gibi varlıklarını ilişki ağları üzerine kurdularsa küresel diplomasi ve ekonomideki yerleri sıkletlerinin üzerine çıkıyor.
ABD Trump ile tekrar 1942 öncesi haline döndü
Diğer yanda iki büyük güç ABD ve Çin var. Çin 1400’lerin başında Afrika’ya gidip zürafalarla dönen donanmasının Çin’den çıkmasını yasaklayan İmparator Hongxi’den beri başka ülkelerin işlerine karışmıyor. Çin’in ana politikası “Siz bana karışmayın, ben de size karışmayayım.” ABD de -neden çıktığını henüz kimsenin........
