Yeni bir "seküler durgunluk" çağına mı giriyoruz?
Dün açıklanan haberler ilk bakışta birbirinden bağımsız gibi görünebilir. OECD küresel büyüme tahminlerini aşağı çekiyor. EBRD Türkiye için büyüme beklentilerini azaltıyor. ABD, aralarında Türkiye'nin de bulunduğu 60 ülkeye yeni gümrük vergileri getirmeye hazırlanıyor. Orta Doğu'daki çatışmalar enerji fiyatları üzerinde baskı oluşturuyor. Ancak bu gelişmeler bir araya getirildiğinde daha büyük ve bizim için de sıkıntılı bir hikayeye işaret ediyor. Dünya ekonomisi uzun süreli düşük büyüme dönemine doğru sürükleniyor olabilir.
Dün CNBC-e haber toplantısında, cnbce.com Yayın Yönetmeni Barış Erkaya Deustche Bank'ın bir raporunu aktardı. Deutsche Bank, Dünya Ekonomik Görünüm raporunda, "Dünya ekonomisi, kalıcı yapay zeka kaynaklı iyimserlik ile Orta Doğu çatışmasının yıkıcı gücünün karmaşık bir etkileşimiyle boğuşuyor ve bu da 1999’un 1990 ile buluşması gibi hissettiriyor, ama umarız 1973'e benzemez," diyerek hem 1997 ve arkasından 1998 Asya krizlerini takip eden 1999'daki dotcom devrimi ve balonu dönemine hem de 1990'daki küresel resesyona vurgu yaptı.
Barış son gelişmelerin eski durgunluk dönemlerini hatırlattığını söyleyince aklıma bir zamanlar çok popüler olan "seküler durgunluk" kavramı geldi.
Seküler durgunluk kavramı ilk kez 1930'lu yıllardaki Büyük Buhran sonrasında ekonomist Alvin Hansen tarafından ortaya atıldı. Ancak popülerliğini 2008 küresel finans krizinden sonra eski ABD Hazine Bakanı Lawrence Summers sayesinde kazandı. Temel fikir basit ama çarpıcıdır. Summers'a göre sorun ekonominin zaman zaman yavaşlaması değil; ekonominin normal koşullarda bile yeterince hızlı büyüyemeyecek hale gelmesidir.
Bu nedenle Summers, seküler durgunluğa karşı yalnızca para politikasının değil, kamu yatırımları, altyapı harcamaları ve verimliliği artıracak yapısal reformların da gerekli olduğunu savunur. Ancak son yıllarda enerji şokları, jeopolitik gerilimler ve korumacılığın yükselmesi nedeniyle tartışma yeni bir boyut kazandı. Dünya ekonomisi düşük büyüme ile karşı karşıya kalırken aynı zamanda enflasyonist baskılar da........
