menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Oda ve borsa seçimlerinde “rekabet yapısı” irdelenmeli

12 0
14.05.2026

Oda ve borsa seçimlerinde piyasa ve plan algısının netleşmesi, kurumlara sahip çıkma bilincinin yükselmesi ve kaynak tahsisinin temel kurumlarından biri olan teşvik sistemlerinin yapılandırılması konularının nasıl ele alınması gerektiğini önceki yazılarda paylaştık. Bu yazıda gelişmenin temel belirleyicilerinden biri olan “rekabet yapılanmasının” neden sorgulanması gerektiği üzerinde duracağız.

Önemli tedarik merkezi

TEPAV’dan Güven Sak’ın sıklıkla gündeme getirdiği üzere, ülkemizin önemli bir tedarikçi konumuna ulaşmış olması önemli; ama daha önemlisi, geldiğimiz bu noktayı küresel sistemin gerektirdiği daha ilerilere taşıyabilmesidir.

Türkiye, Cumhuriyet döneminin ekonomik bağımsızlığını koruma, kalkınma ve refahla perçinleme idealine bağlılığını koruyor. Geride bıraktığımız 2024 yılında 1.700 ürünü 120’ye yakın ülkeye ihraç ederek gücünü sahada kanıtladı. Sak, gelişmeyi yaratan etkenlerden birinin de ülkemizin AB ile yaptığı Gümrük Birliği düzenlemesi olduğunu belirtiyor. Başka bir anlatımla, dışa ve dünyaya açılmamızın olumlu etkilerine gönderme yapıyor. Türkiye’nin performansını Çin ve Hindistan’la karşılaştırıyor. Daha net anlaşılması için Çin’in 1995 yılında 1.700 dolayında ürünü 20-25 ülkeye sattığını, 2024’te ise 2.400 kadar ürünü 120 dolayında ülkeye satabildiğini paylaşıyor. Hindistan, 1.200 dolayında üründen 1.700 ürüne ulaştı. Satış yaptığı ülke sayısı da 80’lerden 100’e tırmandı.

Dış politika analisti Barçın Yinanç, Oksijen’in 276’ncı sayısındaki değerlendirmesinde, “AB, Türkiye’nin yaşadığı tüm ekonomik sıkıntılara ve kırılganlıklara rağmen Türkiye’nin ticari ve ekonomik potansiyelini görüyor. Özellikle son dönemlerde Made in Europe alanında Avrupa’da kamu ihalelerindeki başarılarına” gönderme yapıyor. Sahadaki durum, AB ülkelerinde iki değişik algıyı geliştiriyor: Biri, rakip olarak korku kaynağı olması. Diğeri, kapasite olarak iş birliği yaparak ortak yararın artırılması.

Odalar ve borsalarda seçim sürecinde, ülkemizin imalat kesiminin yarattığı kapasite ve teknik olanakların en büyük pazarı olan AB ülkeleri başta olmak üzere, diğer ülkeleri de dikkate alarak rekabet gücü odağından sorgulamayan oda ve borsa seçimleri, temel görev olan mensuplarının hak ve çıkarlarını koruma amacından sapmaz mı?

İthalat bağımlılığımız

Ülkemizin küresel pazarlarda tedarikçi konuma yükselmesini önemsemeliyiz; ama biriktirdiğimiz sermaye ve yararlı bilginin rekabet gücünü birkaç basamak yukarı taşıyacak fırsat ve tehlikeleri bilerek kararlar üretmeliyiz. Dayanıklı rekabet yapısı oluşturmak için oda ve borsa seçimlerinde imalat sektörünün “hammadde, yarı mamul madde, yatırım........

© Ekonomim