Godot’yu bekler gibi yabancı yatırımcı beklemek
Geçen hafta Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından “Türkiye Yüzyılı Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı” başlıklı bir ekonomi paketi kamuoyu ile paylaşıldı.1 Yeni yatırım programının çerçevesinin 4 alt başlıkta kurgulanmış olduğunu görmekteyiz. Daha yüksek ihracat, daha çok yatırım teşvikleri, ülkeye daha fazla yatırım çekmek ve bölgesel merkez ülke olarak konumlanmak şeklinde sıralanmaktadır.
Paketin özünde yabancı sermayeyi ülkeye çekebilmek üzere düşük vergilendirme uygulamasına geçiş politikasının hedeflenmekte olduğunu anlaşılmaktadır. İstanbul Finans Merkezi (İFM) bünyesinde gerçekleşecek olan yabancı yatırımlarında 2031 yılına kadar elde edilecek olan kazançların 0’ü vergi matrahından indirilecektir. İFM dışında yapılacak olan yabancı yatırımlardaki kazançlar ise, oranında vergi matrahından indirilebilecektir.
Daha fazla ticaret hacmi elde edebilmek ve Singapur, Hong-Kong, Hollanda gibi uluslararası yüksek rekabet avantajına sahip ülkelerle aynı kulvarda yarışabilmek üzere bu alanda bir düzenleme yapılmaktadır.
Türkiye bölgesinde coğrafi merkezi ülke olma konumunun avantajını sürmekte olan bölgesel savaş koşullarının getirdiği lojistik değişiklikler sebebi ile önümüzdeki dönemde Asya’dan Avrupa’ya 18-25 gün arasında malların sevkiyatının gerçekleşebileceği tezini uluslararası yatırımcılara ve ülkelere pazarlamaktadır.
İFM bünyesinde gerçekleşebilecek olan yabancı yatırımlarda Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi (BSMV), Damga Vergisi ile harçlardan istisna uygulaması da getirilmiş durumdadır.
Kurumlar vergisinin, toplam vergi gelirlerindeki payı
İmalatçı konumda bulunan ihracatçılar açısından en önemli gözüken teşvikin, kurumlar vergisi oranındaki indirimin olduğu gözükmektedir. Standart olarak halihazırda kurumlar vergisi % oranında uygulanmaktadır. İhracatçı şirketler için oranında, üretici ihracatçı şirketler için ise, %9 oranında kurumlar vergisi teşviki gelmiş bulunmaktadır. Burada ihracatçı şirketlere rekabetçi bir avantaj imkanı sağlandığı ifade edilirken doğrudan yatırımlara yönelik ilginin de artacağının hedeflendiği açıklanmıştır.
2025 yılında elde edilen 1,2 trilyon TL tutarındaki kurumlar vergisinin toplam vergi gelirleri içerisindeki payı ’dir. Aynı dönem içerisinde 2,8 trilyon TL tutarındaki gelir vergisinin, toplam vergi gelirleri içerisindeki payı ise, %’tir. Yeni yabancı yatırımcılar için kurumlar vergisini gelecek yıllarda oldukça düşük seviyede tutmayı kabul ediyoruz ancak içeridekilerden de kurumlar vergisi toplayamıyoruz.
Hazine’nin imalat sanayisi rekabetçilik düzeyinin satın alma gücü paritesi (SAGP) ve GSYH içerisindeki payı üzerinden regresyon analizine tabi tutarak incelediği çalışmasına göre Türkiye halihazırda Singapur, Almanya Güney Kore gibi üretimde yüksek teknoloji imkanına sahip durumda bulunmamaktadır. Ancak üretimde katma değerin GSYH içerisindeki payı yönünden Endonezya, Mısır, Brezilya gibi diğer gelişmekte olan........
