Demokrasinin faziletleri
Ukrayna’daki savaş beşinci yılına giriyor. Putin işinin kolay olacağını düşünmüştü ama gelişmeler hiç de beklediği yönde olmadı. Ukrayna halkı beklenmedik bir savaş direnci sergiledi, Ruslara bir ülkenin sadece eski Sovyet toprağı olması nedeniyle Rusya tarafından teslim alınamayacağını gösterdi. Rusların savaşı durdurması ve Kırım’a el koymaları ve Luhansk bölgesinde zaten Rus kökenlilerin mukim olduğu bölgelerin bir bölümüne el koymaları gibi sınırlı kazançlarla yetinmeleri mümkündü. Ancak Putin bütün Ukrayna’yı fethetmek için yola çıkmıştı, daha azını kabul ederek gerisini Batı yandaşı bir kadroya teslim etmek türünden bir niyeti yoktu. Şimdilerde savaşın sonuçları Moskova’yı da etkilemeğe başladığından dolayı, geçmişten farklı olarak savaştan duyulan memnuniyetsizliği arttığı ifade ediliyor.
Seçmenler olayları biliyor. Eğer Rusya’da bir siyasal demokrasi hüküm sürseydi, şu anda Putin’in yoğun eleştiri yağmuruna tutulacağına şüphe yok. Ancak savaşı eleştiren hareketlerin sesi kestiriliyor, belki daha vahim olarak bu hareketlerin seçime girmesine dahi izin verilmiyor. Kanıt aranırsa, Yabloko Partisi’nin başına gelenleri incelemek yeterli olabilir. Şu anda savaşı destekleyenler çoğunluğu oluşturur gözüküyorlar. Dolayısıyla, Putin’in korkması gerekmiyordu. Buna rağmen otoriter liderimiz savaşın kendi istediği gibi gelişmediğini ifade edecek görüşlere bile tahammül edemedi. Rusya bir demokrasi olsaydı, lider kendi izlediği siyasetin şu anda yaygın destek bulduğunu bilse bile, toplumda artan bir rahatsızlık olduğunu görecek ve bir ihtimal siyasetini savaşı sonlandıracak şekilde değiştirmeye yönelecekti. Buna alternatif olarak, liderimiz izlediği siyasete dönük seçmen desteğinin giderek zayıfladığını görmekle birlikte izlediği yolda ısrar edecek, böylece seçmenlerin bir başka yönetimi tercih etmesinin kapısını açacaktı.
İran’da da benzer olaylar cereyan ediyor. Seçmen kitlesinin rejimle ve onun uluslar arsası siyasette izlediği yolla barışık olmadığı bir gerçek. Daha önce burada da belirttiğimiz gibi, rejim savaşta yenik düşmekten çok ahalinin uğradığı iktisadi mahrumiyetler karşısında isyan etmesinden endişe ediyor. Kimse rejimin küçük Şeytan İsrail ve Büyük Şeytan Amerika ile mücadele etmesi ile fazla ilgilenmiyor. Şayet İran’da siyasal demokrasi ile belirlenen bir hükümet olsaydı, İranlılar şüphesiz ekonomiyi daha iyi yöneten bir kadroyu göreve getirirlerdi. Onun yerine........
