Acem mülkü, gönül mülkü ve İran yaptırımları
“Acem mülkünü verseler, gönül mülküne değmez.” Bu cümle, İran’ın ne kadar zengin bir ülke olarak algılandığıyla ilgili Türk kültür alanında sayısız örneği görülen ifadelerden birisidir. Yunus Emre’ye atfedilse de muhtemelen aslında anonimdir. Divan edebiyatı da tasavvuf edebiyatı da, halk deyişleri de “Acem Mülkü” ifadelerinden geçilmez. Yani İran, tüm tarih boyunca her zaman zenginliği ile meşhurdu. Buna karşın İran bugün pek zengin değil ve Batı’nın sert ekonomik yaptırımlarına tabi.
İran’a yönelik saldırılarla başlayan savaşın ekonomimize olası etkilerini inceliyor ve yazıyoruz ama bunlar genellikle kısa vadeli (altın ve petrol fiyatlarındaki hareket, dövize gelebilecek baskı gibi) veya en fazla orta vadeli (enflasyonda artış, dış ticarete baskı gibi) etkiler ve tabii hepsi de olumsuz. Öte yandan bu etkilerin süresini ve şiddetini savaşın gidişatı ve sonu belirleyecek ki savaşın sonu konusunda da rivayet muhtelif.
Savaşın hangi koşullarda sona ereceğini bilmesek bile, şu an İran yaptırımlarını ve bu yaptırımların kritik noktalarını hatırlamanın tam zamanıdır, çünkü bu yaptırımların ekonomik etkisi yukarıda sayılan unsurların çoğundan daha büyük ve devamlı.
İsterseniz İran yaptırımlarını ana hatlarıyla bir hatırlayalım. ABD iran’a dönük yaptırımlarını 1979’da başlattı. 2006’da hem Avrupa Birliği hem de BM nükleer silahlanma nedeniyle bu yaptırımlara........
