Altın ve gümüşte hikaye bitti mi?
Gümüş piyasasının görece sığ olması, düzeltmelerin daha sert yaşanmasına yol açıyor.
Kısa vadeli fiyatlamaları fonlar, portföy yöneticileri ve spekülatif işlemler belirler. Dolayısıyla geçici satış dalgalarını, altının yapısal hikâyesinin sona erdiği şeklinde okumak doğru olmaz.
Son dönemde altın, gümüş ve genel olarak değerli metallerde yaşanan geri çekilmeler, yüzeyden bakıldığında “güvenli liman” özelliklerini kaybettikleri endişesini gündeme getiriyor. Oysa piyasalarda olan biteni tek bir başlık altında okumaya çalışmak, resmi eksik görmemize neden olur. Çünkü bugün yaşanan fiyat hareketleri bir krizden çok, küresel finansal sistemin kendi iç dengesini yeniden kurma çabasını yansıtıyor diyebilirim.
Öncelikle altınla başlayalım. Altın, belirsizlik dönemlerinin vazgeçilmez varlığı; ancak bu durum onun faizle rekabetten muaf olduğu anlamına gelmez. Özellikle ABD’de tahvil faizlerinin yüksek seyrettiği, reel getirinin pozitif kaldığı dönemlerde altın, kısa vadede cazibesini kaybeder. Çünkü yatırımcı, “getirisi olmayan” bir varlığı taşırken alternatif maliyeti her zamankinden daha net görmeye başlar. Buna bir de doların güçlü seyri eklendiğinde, altın fiyatları üzerinde doğal bir baskı oluşur. Dolar güçlendikçe altın, dolar dışındaki yatırımcılar için pahalı hale gelir ve talep zayıflar.
Merkez bankalarının altın alımları ise bu tabloyu tamamen tersine çevirecek güçte değil. Kabul ediyorum, gelişmekte olan ülkeler rezerv çeşitlendirmesi amacıyla altın almaya devam ediyor.........
