Yüksek faiz dönemine kalıcı olarak mı takıldık?
Türkiye ekonomisinde son üç yıldır gündemin merkezinde iki konu var: enflasyon ve faiz. Üstelik artık sorun yalnızca yurt içinden kaynaklanmıyor. İran savaşıyla yükselen enerji fiyatları, ABD öncülüğünde artan korumacılık ve gelişmiş ülkelerde yükselen uzun vadeli faizler de Türkiye'deki dezenflasyon sürecini zorlaştırıyor.
Dolayısıyla önümüzde önemli bir soru var: Yüksek faiz dönemine kalıcı olarak mı takıldık?
Önce enflasyon: ana eğilim yüksek
Temmuz ayında tüketici fiyatları aylık %1,78 arttı. Yıllık enflasyon ise 1,8 oldu. Sınırlı da olsa yıllık enflasyondaki düşüş olumlu; ancak enflasyonun nereye gittiğini görmek açısından mevsimsellikten arındırılmış aylık göstergeler daha da önemli.
Burada tablo daha az iyimser. Temmuz ayında mevsimsellikten arındırılmış aylık enflasyon %2; çekirdek (enerji, gıda, alkollü içecekler, tütün ve altın hariç) göstergenin aylık eğilimi ise %2,2 seviyesinde gerçekleşti. Yazımdaki grafik 1’de de gösterdiğim üzere, son bir yıllık gerçekleşmelere baktığımızda yıllık enflasyonun 2, aylık enflasyonun %2 bandına yapışmış olduğunu görüyoruz.
Sorunun bir diğer ayağı beklentiler. Enflasyona ilişkine beklentiler hala çok yüksek. TCMB’nin en son anketinde, piyasa katılımcılarının yılsonu enflasyon beklentisi ),4 oldu. 12 ay sonrası için beklentiler ise enflasyondaki ataleti daha net sergiliyor. Önümüzdeki yıl ağustos ayı için piyasa katılımcılarının enflasyon beklentisi $ iken, bu oran reel sektörde 3, hane halkında ise F oldu. Mevcut enflasyonun 2 civarında olduğunu düşünürsek, piyasa enflasyonda sınırlı iyileşme beklerken, reel sektör atalet, hane halkı ise artış bekliyor.
Beklentilerin bu kadar yüksek olması fiyatlama davranışlarını da etkiliyor. Şirket fiyatını, çalışan ücret talebini, ev sahibi kirasını gelecekte beklediği enflasyona göre belirliyor. Böylece geçmiş enflasyon geleceğe taşınıyor ve enflasyonda atalet oluşuyor.
Küresel enflasyon yeniden kapıda mı?
Yurt içinde enflasyonu düşürmeye çalışırken küresel koşullar da işi zorlaştırıyor. Bunun yakın dönemdeki ana nedeni ABD-İsrail-İran savaşı oldu. Orta Doğu'daki çatışmalar enerji arzına ilişkin riskleri artırırken petrol fiyatlarını Brent başına 80-90 doların üzerine taşıdı. Hürmüz Boğazı'ndaki geçişlerin normale dönmemesi enerji fiyatlarında riskin devam ettiğini gösteriyor.
İkinci küresel risk ise ABD'de başlayan yeni gümrük vergisi........
