menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Savaşın gölgesinde ekonomik değerlendirmeler

19 0
13.03.2026

 Savaş zaten başlı başına büyük bir belirsizlik kaynağı iken, savaşın kurallarına da uyulmaması, muhatap olduğumuz risk ve belirsizliklerin, daha önce hiç görmediğimiz seviyelere sıçramasına neden oluyor.

2026’da Avrupa’da nispeten daha canlı bir talep beklentisine paralel olarak, ihracatta bir kıpırdanma bekliyorduk. Savaşın uzaması ve enerji şokunun derinleşmesi durumunda, dünya genelinde büyümenin olumsuz etkilenmesi söz konusu olabilir.

Bütün dünya iki haftadır nefesini tutmuş, savaşı izliyor. Savaştan önce bile yönünü bulmakta zorlanan piyasalar, darmadağın vaziyette. Savaşa başlarken yapılan hesapların tutmaması, savaşın umut edilenden daha uzun sürebileceğine yönelik endişeleri artırıyor. Savaşın uzaması, milyonlarca insanın can güvenliğini tehlikeye atarak büyük bir insani krize yol açarken, hem dünya hem de Türkiye ekonomisi açısından risklerin büyümesine neden oluyor.

Trump’ın ikinci başkanlık dönemiyle birlikte, dünya genelinde kural bazlı karar alma ve politika oluşturma uygulamalarından uzaklaşmaya başlamıştık. Bu durum, belirsizliklerin muazzam bir hızla artmasına yol açmıştı. İki hafta önce savaş başlayınca gördük ki, barış zamanında olduğu gibi, savaşta da kurallar yok sayılıyor. Savaşın kuralı mı olurmuş demeyin: Savaşların vahşetini sınırlamak ve belli bazı kurallara uygun yürütülmesini sağlamak amacıyla, Türkiye dahil 196 ülkenin imzaladığı Cenevre Sözleşmeleri, bize savaşın dışındaki sivillerin korunmasına yönelik çok sağlam bir çerçeve sunuyor. Lakin bugün geldiğimiz noktada, bu sözleşmelere en asgari düzeyde bile uyulmadığını görüyoruz.   

 İran, savaşı enerji şoku yaratarak savaşı bitirmeyi hedefliyor

Savaş zaten başlı başına büyük bir belirsizlik kaynağı iken, savaşın kurallarına da uyulmaması, muhatap olduğumuz risk ve belirsizliklerin, daha önce hiç görmediğimiz seviyelere sıçramasına neden oluyor. Artık sadece askeri hedefler değil, stratejik görülmesi durumunda, içinde sivillerin de bulunduğu “hedefler” de vuruluyor. Son iki haftada saldırılan okullar, hastaneler, bankalar, havalimanları, oteller ve devasa veri merkezleri, savaşın seyriyle ilgili endişelerimizi artırıyor. Bu çerçevede en dikkat çekici gelişme ise, İran’ın Körfez bölgesindeki enerji üretim, işleme ve dağıtım altyapı ve tesislerine yaptığı saldırılar. Belli ki İran, dünya genelinde büyük bir enerji fiyat şoku yaratarak, Amerika’nın gözünü korkutmayı ve Trump’ı savaşı bitirmeye zorlamayı hedefliyor.

Bu tespitleri yaptıktan sonra, tüm bunların Türkiye açısından ne anlama geldiğiyle ilgili birkaç değerlendirme yapmak istiyorum. Bunlardan ilki, daha genel bir bakış açısıyla, tüm ekonomik aktörlerin dünyada olan biteni çok yakından izleme mecburiyeti. Bu her zaman önemliydi ama eski ezberlerin bozulduğu ve yerine neyin konduğunun........

© Ekonomim