Geçmiş yıl zararı tartışması Danıştay’a taşındı!
Evet, yanılmadınız, tam da tahmin ettiğiniz gibi, konu, geçmiş yıl zararlarının asgari kurumlar vergisi matrahından düşülüp düşülemeyeceği ile ilgili.
Geçmiş yıl zararı bulunan şirketler için son derece önemli olan bu konu, şu an sahada en çok tartışılan hususlar arasında yer alıyor.
Daha yürürlüğe girmeden tartışılmaya başlandı!
Yurtiçi asgari kurumlar vergisi, daha yürürlüğe girmeden tartışılmaya başlanılan bir düzenleme!
7524 sayılı Kanunla Kurumlar Vergisi Kanunu’na (KVK) eklenen 32/C maddesinde yer alan bu düzenleme, 2025 yılı ve izleyen vergilendirme dönemlerinde elde edilen kazançlara (özel hesap dönemine tabi olan kurumların ise 2025 takvim yılında başlayan özel hesap dönemi ve izleyen vergilendirme dönemlerinde elde edilen kazançlarına) uygulanmak üzere 2 Ağustos 2024 tarihinde yürürlüğe girdi!
Maliye, yayınladığı 23 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği (Seri No: 1)’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ ile, yurtiçi asgari kurumlar vergisinin usul ve esaslarını ise yayınladığı bir Genel Tebliğ ile belirledi (28.09.2024 tarihli ve 32676 sayılı Resmi Gazete).
Söz konusu düzenlemeye göre, 1 Ocak 2025 tarihinden itibaren elde edilecek kazançlara uygulanmak üzere, hesaplanan kurumlar vergisi, indirim ve istisnalar düşülmeden önceki kurum kazancının yüzde 10’undan az olamayacak. İndirim ve istisnalar düşülmeden önceki kurum kazancı ibaresi, hesap dönemi sonundaki ticari bilanço kârına veya zararına kanunen kabul edilmeyen giderlerin eklenmesiyle bulunan tutarı ifade ediyor. Ticari bilanço karı ile kanunen kabul edilmeyen giderler toplamının veya ticari bilanço zararı ile kanunen kabul edilmeyen giderler toplamının sıfırdan büyük olduğu durumlarda asgari kurumlar vergisi hesaplaması yapılacak.
Asgari kurumlar vergisine neden ihtiyaç duyuldu?
Maliye, 2023 hesap dönemi kurumlar vergisi beyannameleri üzerinde bir analiz yaparak, 1.143.344 kurumlar vergisi mükellefinin yaklaşık yarısının zarar ya da matrahsız beyanname verdiği, bu mükelleflerin 5,7 trilyon TL gibi bir bilanço karı, 60 trilyon TL hasılatı olduğunu tespit etti. Bu kadar yüksek hasılat ve kara göre ödenecek vergi çıkmaması veya zarar beyan edilmesi oldukça ilginç! Tabi bunun haklı gerekçeleri de olabilir. Örneğin, yüksek faiz">faiz oranıyla borçlanmak, döviz kredisi kullanılması, teşvik belgeli yatırımlarda indirimli kurumlar vergisi uygulaması, KKM istisnası gibi. Ayrıca, giderek artan kayıt dışılık ve vergi ödememe alışkanlığının artması da işin başka bir boyutu. Gelinen son noktada, gerek bütçe gelirleri içerisindeki dolaysız (doğrudan) vergi payının artırılması (kaldırılamayan veya oranı azaltılamayan/kapsamı daraltılamayan istisna ve indirimlerin etkisinin dolaylı olarak azaltılması suretiyle) gerekse kurumlar vergisi mükelleflerinin en az yarısının beyannamelerini zarar ya da matrahsız olarak vermeleri, bir “vergi güvenlik müessesesi” olarak bazı AB ve OECD ülkelerinde olduğu gibi ülkemizde de asgari kurumlar vergisi (minimum tax base) düzenlemesini gündeme getirdi.
Yurtiçi asgari kurumlar vergisi ihdas edildi!
Evet, yukarıda belirtilen nedenlerle 7524 sayılı Kanunla KVK’ya eklenen 32/C maddesi ile, yurtiçi asgari kurumlar vergisi ihdas edildi.
Kimler asgari kurumlar vergisinin mükellefi?
Kurumlar vergisi mükellefleri ile Türkiye'de elde ettikleri kazançları nedeniyle zorunlu veya ihtiyari beyanname veren dar mükellef kurumlar yurtiçi asgari kurumlar vergisinin mükellefi. Buna karşılık, kurumlar vergisinden muaf olan kurumlar ile GVK’nın “Hasılat esaslı kazanç tespiti” başlıklı 113. maddesine göre hasılat esasına göre vergilendirilen kurumlar vergisi mükellefleri asgari kurumlar vergisine........
© Ekonomim
