menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

“Paslanmış kapıyı açmak isteyene anahtar”: Yakanıza Gül

33 0
17.04.2026

şiir tenhayı sever” (s. 15)

Hüseyin Peker’in son şiir kitabı Yakanıza Gül, Ocak 2026’da Everest Yayınları tarafından okuyucuyla buluşturuldu. Yirmi yedi şiirin bulunduğu kitap; yetmiş dokuz sayfadan, “Yakanıza Gül” ve “Kendime Yolculuk” başlığını taşıyan iki bölümden oluşuyor. Şiirlere iki konum yansıyor: birey ve toplum. Bu iki konumun birbirine içkinliği söz konusudur. Kitabın adında geçen “yaka” sözcüğünün deyimlerde sıkça kullanılır, içinde bulunulan duruma temas yakayla gerçekleşir. “gül” ise sevinin, aşkın ve güzelliğin sembolüdür. Yakaya gül takmak, güzelliği yaşatma ve büyütmeye yönelik eylemdir. Yaka, gül ile güzelleştirilir; yakasına gül takan, çevresine güzellik yayar.

Eylemsizliğe, mücadeleden kaçışa, işgale, sömürü ve zor aygıtlarına tepki içeren ifadeler şiirlere serpiştiriliyor. Her bir tepki farklı bir şiirde kendisini gösteriyor. “Yeraltı yolcusunun notları” arasında ateş olmayınca ve duman yok olunca bağırmak gerektiği, umutsuz olanların cehennemin içinde kalmasına yönelik kargış, garajda değil barikatta ölme dileği, tarih boyunca av olanların bu gidişe dur demesi gerektiği yönündeki ifadeler bulunuyor. Tepkinin yanı sıra bireysel sitemler de şiir öznesinin duygudurumu hakkında bilgi veriyor; tepki ideolojik, sitem insani düzlemde yükseliyor. Garaj-barikat ikilemi gibi eylemsel bağlamda karşıt kavram ve durumlar şiir dilinde önemli bir yer tutuyor.

Toplumsal eleştiri, belirli kavram ve göndermeler aracılığıyla veriliyor. Bir sorun başlı başına bir şiirin izleği olarak geliştirilmeyip şiirin bütünü içinde anlam kazanan çağrışım yüklü parçalarla yansıtılıyor. Masalının tam olarak nerede kaldığını sorgulayan şiir öznesi kendisini bir yangının ortasında ya da bir büyük sarsıntıda kalmış gibi hissediyor. Kana bulanmış elbise ve harita, kırık cam parçaları, bütünlük aranmayacağı söylenen kırık ayna, zorla giydirilen elbise, gürültü yapmayan boş teneke, tetiği kırılmış tüfek, her şeyin ateşte ve hayatın rastgele olduğu, açtıkları oyukta çimenlerin ezildiği, süs havuzunda renk değiştiren balıklar gibi ifadeler öznenin sıkışmışlığına ve eylemsizliğe yönelik tepkisini içeriyor: Betimlenen, aynı zamanda mücadele edilmesi gerekendir. Birey-toplum ilişkisinde insan; özne olmaya, umudu ve sevgiyi büyütmeye, çirkinlikleri yenmeye çağrılıyor. Dostluk, dürüstlük, erdem insanı ve hayatı güzelleştiren değerler olarak savunuluyor. İnsanı zayıf noktasından vuran “tehlikeli” insanlara sitem edildiği gibi sevgisizliği büyütenlere tepki gösteriliyor. Kolektivizmin sevgiyi, sevginin kolektivizmi beslediği inancı........

© Ek Dergi