Hocalarımızın sayesinde…
Uzun süredir Bilgi Merkezimizi düzenli olarak kullanan bir dış kullanıcımız vardı. Sessizdi, çalışkandı. Bilgi Merkezinin o kendine has sessizliğinde sayfalar arasında kaybolanlardan… Geçtiğimiz günlerde yanıma uğradı. Yüzünde tarif edilmesi zor bir heyecan vardı. “Bir mutluluğumu paylaşmak istedim” dedi.
“Biliyor musunuz, ben pilot oldum.”
Bir an durdum. Sevindim. Gururlandım. Ardından şu cümle geldi: “Sayenizde. Buradan çok yararlandım, sınavlarıma burada hazırlandım ve başardım.”
Doğrudan bir katkımız olmamıştı belki. Ne ders anlatmıştık ne de sınavına birebir hazırlanmasına eşlik etmiştik; ama o, başarısının bir parçasını buraya, bu mekâna, bu ortama, belki de burada emeği olan herkese pay etmişti. “Sizin sayenizde” demişti. İşte o iki kelime, insanın içine öyle bir dokunuyor ki…
Sonra bu cümleyi uzun uzun düşündüm. “Sizin sayenizde…”
Bu sözün gerçek sahiplerini düşündüm. Hayatlara doğrudan dokunanları… Bir çocuğun eline ilk kalemi tutuşturanı, bir gencin zihninde ufuk açanı, bir öğrencinin umudunu diri tutanı… Öğretmenleri düşündüm.
Ne ulvi bir iş yapıyorlar aslında. Bazen bir matematik formülüyle, bazen bir edebiyat metniyle, bazen de yalnızca bir cümleyle bir hayatın yönünü değiştirebiliyorlar. Yıllar geçiyor; o öğrenciler doktor oluyor, mühendis oluyor, mimar oluyor, sanatçı oluyor, akademisyen oluyor; ama bir köşede hep o cümle duruyor:
“Hocam, sizin sayenizde…”
Kimi, yıllar sonra okulunun kapısını çalıp öğretmeninin elini öpmeye geliyor. Kimi bir telefon açıyor. Kimi ulaşamıyor belki; ama bir başka öğrenciye burs vererek, bir gence yol göstererek o borcu ödemeye çalışıyor. Çünkü biliyor ki aldığı sadece bilgi değil; cesaret, disiplin, özgüven ve hayal kurma gücü.
“Hocam sayenizde doktor oldum.”“Hocam sayenizde mühendis oldum.”“Hocam sayenizde mimar oldum.”“Hocam sayenizde tiyatrocu oldum.”“Hocam sayenizde ben de öğretmen oldum.”
Bu sözleri duyan bir öğretmene dünyaları verseniz değişmez; çünkü o cümlenin içinde para yoktur, makam yoktur, şöhret yoktur; ama emek vardır, sabır vardır, inanç vardır. Bir insanın başka bir insanın hayatına değmiş olmasının tarifsiz huzuru vardır.
Toplum olarak çoğu zaman başarıyı sonuçla ölçüyoruz. Diplomayla, unvanla, maaşla… Oysa asıl başarı, bir başkasının hayatına iz bırakabilmekte saklı. Ve bu izi en çok bırakanlar öğretmenler.
İşte bu yüzden diyorum ki: Öğretmenlik kadar güzel bir meslek yok.
Çünkü bazı meslekler geçim sağlar.Bazıları statü kazandırır; ama öğretmenlik, insan yetiştirir.
Ve bir gün bir yerlerde, bir başarı hikâyesinin içinde iki kelime yankılanır:
