menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Dünya Su Günü ve Eğitim

46 0
22.03.2026

Yaşama dair hemen her şey çok önemli ama toprak su hava gibi bazıları var ki çok daha önemli! Niye mi? Eğitim yoksa her şeyin bilincinde olan, koruyan ve gelecek nesillere taşıyan bireyler, toprak, su ve hava yoksa da yaşama şansımız yok da ondan

Peki yaşamı sürdürülebilir kılan toprağın, suyun, havanın olduğu gibi sağlığın, huzurun, paylaşımın, barışın, adaletin, liyakatin öneminin farkında mıyız?

Örneğin bugün Dünya Su Günü.

Su deyince aklınıza ne geliyor?

Bir anlığına temiz, içilebilir, kullanılabilir su olmadığını düşünün.Kaç gün dayanabiliriz?Üç, beş gün,10 gün, bilemedin bir ay!Peki ya sonra?..

Yaşamla bağımız gün gelir kopar çünkü su hayatın ta kendisidir.

Temiz su kaynaklarını koruyamıyor ve doğru su kullanmayı öğretemiyorsak eğitim sisteminizde bir sorun var demektir!..

“Yaşam için eğitim” slogan olmanın ötesine geçmediği sürece, iyi bir eğitimden söz edemeyiz.

Yeraltı ve yerüstü su kaynakları tükenmiş, tüm akarsular sanayi atıklarıyla zehirlenmiş, musluktan akan suyu içemez hale geldiyse eyvah eyvah demenin zamanı çoktan geçmiş demektir.

Su cenneti bir ülkeyken, bugün bu konuda ciddi sıkıntılar yaşanıyor ve gelecek yıllar için alarm zilleri çalıyorsa, hep birlikte oturup düşünmemiz gerekiyor…

Su sadece içmek, yıkanmak ve kullanmak için değil yediğimiz, yiyeceğimiz her türlü gıda için de olmazsa olmazımızdır.

Küresel ısınmadan kaynaklanan ciddi bir kuraklık ve kıtlık riski söz konusu ve bunun ayak sesleri gümbür gümbür geliyor.

Ülke genelinde sağanak yağmurun etkisi altındayken susuzluktan bahsetmek abesle iştigal gibi görünse de yaz aylarına gelindiğinde en önemli sorunuz yine susuzluk olacak.

Yağan yağmurun ne kadarını toplayabiliyoruz, giderek betonlaşan kentlerde ne kadarının yeraltı kaynaklarını beslemesine olanak sağlıyoruz ne kadarının heba olmasını seyrediyoruz ne kadarının zehirlenmesine seyirci kalıyoruz?

Lafı hiç uzatmadan susuzluğa tarım çerçevesinden bakan Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar’ın Dünya su günü nedeniyle yaptığı açıklamaya bir göz atalım yeter de artar. Gelinen noktayı ve yaşanabilecek senaryoları tüm çıplaklığı ile ortaya koyuyor. İşe o açıklamadan önemli satır başları:

. Su, yalnızca bugünün değil gelecek nesillerin de yaşam güvencesidir. Bu nedenle suyun korunması, doğru yönetilmesi ve sürdürülebilir kullanımı tüm ülkeler için hayati bir sorumluluktur. Ancak ne yazık ki su kaynaklarının hızla azaldığı, iklim değişikliğinin etkilerinin her geçen gün daha ağır hissedildiği bir dönemdeyiz. . Birleşmiş Milletler tarafından yapılan değerlendirmeler, dünyada giderek derinleşen su krizinin artık yalnızca çevresel bir sorun olmadığını, aynı zamanda küresel ekonomi, gıda güvenliği ve siyasi istikrar açısından ciddi riskler oluşturduğunu ortaya koyuyor. Bu durum, özellikle tarım sektörü üzerinde büyük bir baskı yaratıyor.

. Modern tarımda su ve bitki besin maddeleri birbirinden ayrı düşünülemez; yeterli su olmadan bitkiler besin maddelerini etkin şekilde kullanamaz, bu da verim kayıplarına ve gıda üretiminde istikrarsızlığa yol açar.

. Günümüzde dünya tarım arazilerinin ise yaklaşık yüzde 40’ı su kıtlığı tehdidiyle karşı karşıya bulunuyor. Bir bölgede yaşanan su kıtlığı yalnızca yerel üretimi değil, uluslararası gıda fiyatlarını, ticaret dengelerini ve jeopolitik ilişkileri de etkileyebilecek sonuçlar doğuruyor.

. Dünya genelinde tatlı su kullanımının yaklaşık yüzde 69’u tarım sektöründe gerçekleşiyor. Bu nedenle suyun verimli kullanılması tarımın sürdürülebilirliği açısından kritik bir önem taşıyor.

. Tarım ve gübre sektöründe geliştirilen hassas tarım teknolojileri, bitki besin maddelerinin su mevcudiyetine göre uygulanmasını sağlayarak hem kaynak israfını azaltmakta hem de su kullanım verimliliğini artırıyor.

. Gelecekte gıda sistemlerinin dayanıklılığı, su–besin–gıda ilişkisinin doğru yönetilmesine bağlıdır ve bu nedenle su kaynaklarının korunması ile sürdürülebilir tarım uygulamalarının yaygınlaştırılması hayati bir gereklilik haline geldi.” . Dünya nüfusunun hızla artması gıda talebini artırıyor, bu durum ise tarımsal üretimde su ihtiyacını daha da büyütüyor. Dünyada kullanılan suyun en büyük kısmı tarım sektöründe kullanılmasının yanı sıra evsel ve sanayi kullanımının artması da su kaynakları üzerinde ciddi bir baskı oluşturuyor.

. Türkiye’de teknik ve ekonomik olarak sulanabilir arazi miktarı yaklaşık 8,5 milyon hektardır. Gelişen teknoloji ile bu alanın 10,5 milyon hektara çıkabileceği ön görülüyor. Ancak bugün itibarıyla brüt olarak 7,28 milyon hektar alan sulamaya açıldı. Geriye kalan 1,22 milyon hektarlık alanın sulamaya açılması için gerekli yatırımların hızlandırılması büyük önem taşıyor.

. Ülkemizin yıllık 112 milyar metreküp kullanılabilir su potansiyeli bulunuyor. Kullandığımız suyun yaklaşık yüzde 79’u tarımsal sulamada tüketiliyor. Kişi başına düşen yıllık kullanılabilir su miktarı yaklaşık 1301 metreküp seviyesindedir. Bu rakam, Türkiye’nin su zengini bir ülke olmadığını açıkça gösteriyor.

. İklim değişikliği yağış rejimini değiştiriyor, kuraklığı artırıyor ve su kaynaklarını tehdit ediyor. . Eski ve verimsiz sulama kanalları yenilenmeli, sulama altyapısı modernize edilmelidir.

. Su yalnızca bir doğal kaynak değil, aynı zamanda gıda güvenliğinin ve tarımsal üretimin temelidir. Su yönetiminde yapılacak her hata, doğrudan tarımsal üretimi, çiftçilerimizin geleceğini ve yaşamı etkiliyor.. Unutulmamalıdır ki suya sahip çıkmak, geleceğe sahip çıkmaktır.


© Eğitim Ajansı