Mertcan Karacan yazdı: Nâzım Yanlışları
Genellikle doğru diye bilinen ama baştan sona yanlış olan bir hikâye anlatılagelir edebiyatımızda. Neymiş; Nâzım Hikmet kız arkadaşıyla Gülhane Parkı’nda bulunan bir ceviz ağacının altında buluşmak üzere randevulaşmışmış da, günü ve saati geldiğinde burada beklerken birden bir polisin parkta belirdiğini fark etmişmiş de, yasaklı bir şair olarak yakalanmamak için ceviz ağacına tırmanan Nâzım az sonra aşağıda kendisini beklemeye başlayan kız arkadaşını gördüğü hâlde ona bir türlü seslenememişmiş de, sonra da ağaçtan inip o ünlü “Ceviz Ağacı” şiirini yazmışmış: “Başım köpük köpük bulut, içim dışım deniz, / ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı’nda”…
Anlaşılan o ki hikâyeyi uyduran kişi şiiri bile şairin kitaplarından okumamış da Cem Karaca’nın kasetlerinden dinlemiş yalnız. Çünkü onu hiç değilse bir yerden okumuş olsaydı altına bizzat şair tarafından not düşülen “1 Temmuz 1957, Balçik” ibaresine rağmen bu hikâyeyi uydurmaz, Balçik’in Bulgaristan’a bağlı bir kent ve Gülhane Parkı’nın da İstanbul’da bulunan bir dinlence yeri olduğunu büyük bir ihtimalle bilebileceğinden, ekmeğini gider başka yerlerde arardı. “Biliyorum sana giden yollar kapalı” diyen Cemal Süreya’yı Karayolları’nda şoför ya da “Göğe bakalım” diyen Turgut Uyar’ı havalimanlarında kule şefi falan yapardı mesela…
Konu böylesi isimler, e özellikle de Nâzım olunca bol keseden atmak kolay tabii! Dolu dolu geçen, aşklarla, ayrılıklarla, tutsaklıklarla ve hasretlerle örülen altmış küsur yıllık bir ömür bu sonuçta; arasına deresine uydurulmuş bir hikâye sokuşturulunca fark edilmez sanılıyor. Hâliyle ağzı olanın konuştuğu gibi, kalemi olan da davranıyor yazmaya! Kahramanın zaten ilgi çekici ve ünlü biri olduğunu gören bu kötü niyetli kimseler, ona ilgi çekici bir de hikâye biçince “mide bulandırmak” pahasına bile olsa “çorbaya düşmek”te hiçbir sakınca görmüyor. Sonra da, işte böyle, en olmayacak insanlardan en yaşanmayacak hikâyeler yani düpedüz........
© Edebiyat Burada
