menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Türkiye otomotiv pazarının makroekonomik analizi

31 0
previous day

Otomotiv sektö­rü, gelişmiş ve gelişmekte olan eko­nomilerde sadece bir sanayi ya da tica­ret kolu olmanın çok ötesindedir. Tüke­tici güveni, reel faiz düzeyleri, borçlan­ma maliyetleri, döviz kuru hareketleri ve alım gücü gibi makroekonomik değişkenlerin anlık yansımala­rını bünyesinde barındıran en dinamik “erken uyarı sistemle­rinden” biridir.

Makroekonomik dengelerdeki her değişim, tüke­tici davranışlarını ve dolayısıyla otomotiv pazarının hacmini doğ­rudan etkiler. “Otomotiv pazarı ekonomiye paralel ilerler” hipo­tezi, Türkiye’nin 2025 ve 2026 yıllarındaki makroekonomik dö­nüşüm süreci incelendiğinde net bir şekilde doğrulanmaktadır.

2025: Yüksek enflasyonist ortamda talebin “değer koruma” güdüsü

2025 yılı, Türkiye ekonomisin­de uygulanan dezenflasyon prog­ramının ve sıkı para politikasının kademeli olarak piyasalara hisse­dilmeye başlandığı bir geçiş dö­nemi oldu. Ancak ekonomi gene­lindeki yüksek politika faizlerine ve kredi musluklarının daraltıl­masına rağmen, otomotiv sektö­rü beklentilerin üzerinde bir per­formans sergileyerek ezber boz­du. 2025 sonu verilerine göre, Türkiye otomobil ve hafif tica­ri araç toplam pazarı bir önceki yıla kıyasla ,49 oranında bir büyüme kaydetti ve 1 milyon 368 bin 400 adetlik tarihi bir satış re­koruna ulaştı.

Görünürde yüksek faiz orta­mıyla çelişen bu rekorun arka­sında, döneme özgü makroeko­nomik dinamikler yatıyordu. Enflasyonist beklentilerin henüz tam anlamıyla kırılamadığı 2025 yılında tüketiciler, ellerindeki li­kiditeyi ve özkaynakları enflas­yona karşı koruma güdüsüyle ha­reket etti. Otomobil, sadece bir ulaşım aracı değil; aynı........

© Dünya