menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Fırsatların ve risklerin kavşağında: Türkiye’nin yeni nesil iç göç anatomisi

16 0
22.07.2026

Türkiye’de iç göç, uzun yıllar bo­yunca taşradan met­ropollere doğru akan, “taşı toprağı altın” anlatısıyla özdeşleş­miş tek yönlü bir iş­gücü hareketi olarak kabul edildi.

Ancak Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı 2025 yılı iç göç verileri, bu klasik ezberin artık geçerliliğini yitirdiği­ni ve karşımızda çok daha karmaşık, yapısal dinamik­lerle örülü yeni bir makro­ekonomik tablonun bulun­duğunu net bir biçimde or­taya koyuyor. 2025 yılında iller arasında yer değiştiren 2 milyon 475 bin 19 kişinin hikayesi, yalnızca bir coğ­rafi hareketlilik değil; ko­nut krizinden bölgesel kal­kınma eşitsizliklerine, be­şeri sermaye dağılımından işgücü piyasasının yapısal dönüşümüne kadar pek çok makroekonomik gerçeğin yansımasıdır.

Göçün yeni motivasyonu: Sadece iş değil, yaşam standardı arayışı

Toplam göç hacminin 2023 yılındaki 3,45 mil­yonluk olağanüstü seviye­den (deprem etkisiyle açık­lanabilecek bir zirve) daha makul bir düzeye çekildi­ğini, göç oranının ise yüz­de 2,87’ye gerilediğini görü­yoruz. Ancak niceliksel bu azalış, niteliksel derinliğin azaldığı anlamına gelmiyor. Göçün arkasındaki temel motivasyonlar incelendi­ğinde, ekonomik refahın ar­tık sadece “nominal ücret” veya “iş bulma” parantezi­ne sıkıştırılamayacağı an­laşılıyor.

Nitekim 2025 yı­lı verilerinde en büyük payı 564 bin 114 kişiyle (",8) hanedeki bir ferde bağımlı göç alırken, hemen ardın­dan gelen 510 bin 226 kişi­nin ( ,6) “daha iyi konut ve yaşam koşulları” nede­niyle yer değiştirmiş olması oldukça düşündürücüdür. Bu veri, özellikle büyükşe­hirlerdeki fahiş kira artışla­rının, hayat pahalılığının ve konuta erişim kısıtlarının haneleri........

© Dünya