Sera gazı emisyonunda iddialı hedef
Bu hafta fikri takip açısından 25 Mart Salı günü TÜİK’in açıkladığı 2025 işgücü verisi ile son bir yılın değerlendirmesini yapmayı planlıyordum. Ama 27 Mart Cuma günü TÜİK’in Sera Gazı Emisyonu istatistiklerini (2024) yayınladığını görünce konuyu değiştirmeye karar verdim.
Türkiye, bu yılın COP (Conference of Partners) toplantısına (9-20 Kasım) Antalya’da ev sahipliği yapacak. Dünya İklim Zirvesi olarak da bilinen bu konferans Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesinin en üst düzey karar organı. 1995’ten beri her yıl düzenleniyor. İktidarın COP31’i Türkiye’de ağırlamak için çaba sarf etmesi tuhafıma gitmişti. Basit bir nedenle: Ev sahibi olunca iddialı hedefler ortaya koymanız gerekir. Nitekim öyle. Oysa geçmişte sera gazı karnemiz hiç parlak değildi. 2015’te Paris’te toplanan COP’ta en fazla sera gazı emisyonu yapan gelişmiş ülkeler ile emisyonu hızla artan gelişmekte olan ülkeler için ayrı ayrı hedefler belirlenmiş, bizim heyet de, onuruna yediremediğinden olsa gerek, ille gelişmiş ülke hedeflerinin altına imza atmıştı. Ama bu hedefleri tutturmanın olanaksızlığı anlaşılınca hükümette uzun yıllar sözleşmeyi TBMM’den geçirmekten kaçındı. Bu arada en büyük kirletici kömür santralleri de tam gaz çalışıyor ve semiriyordu.
1990-2024 Türkiye’nin sera gazı emisyon karnesi
2035 yılı için belirlenen hedefline ne ölçüde ulaşılabilir olduğunu tartışmadan önce Türkiye’nin sera gazı emisyon karnesini genel hatlarıyla özetlemekte yarar var. TÜİK istatistikleri........
