menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Dikkat neden yeni bir ekonomik sermaye?

13 0
01.08.2026

Dikkat, yaşamımıza neyin gireceğini belirleyen kapıdır. Bu kapı sürekli açık kaldığında reklamlar, başkalarının aciliyetleri, kıyaslamalar, kaygılar, bildirimler ve algoritmalar içeri girer. Kapıyı kapatmak dünyadan kaçmak değildir; kapıyı neye açacağımızı seçmektir.

İnsanların bir konuya veya ek­rana odaklanabildiği ortala­ma dikkat süresi günümüzde dijital alışkanlıklar ve hız kültürü nedeniyle 19 saniye ile 47 saniye aralığına kadar gerilediğini gös­teren farklı araştırmalar var. Bizi ilgilendiren kısmı: Az olması.

Ya­ni dikkatimizin giderek azalması. Bu süre geçmişte dakikalarla ifa­de edilirken, yeni insan sosyolojisi, ihtimaller, beklentiler, dijital içe­rikler ve sosyal medya odak süresi­ni büyük ölçüde azaltmıştır. Böyle olunca da bunun bir ekonomisi te­sis olmuştur. İşte bugün çok özel olduğunu düşündüğüm bir konu hakkında yazacağım: Dikkat eko­nomisi!

Dikkat ekonomisi (eng. atten­tion economy), en kısa yoldan in­san dikkatini kıt bir meta olarak ele alan ve çeşitli bilgi yönetimi sorun­larını çözmek için ekonomik teo­riyi uygulayan enformasyon yö­netimine yönelik bir yaklaşımdır. Matthew Crawford'a göre, "Dikkat bir kaynaktır. Kişide çok miktarda bulunur." Thomas H. Davenport ve John C. Beck bu tanıma şunu ekli­yor: “Dikkat, belirli bir bilgi öğesi­ne odaklanan zihinsel meşguliyet­tir. Öğeler farkındalığımıza gelir, belirli bir öğeyle ilgileniriz ve sonra harekete geçip geçmeyeceğimize karar veririz.”

Dikkat ekonomisi, insanların kendilerine aktarılan bilgi zen­ginliğini işleme şeklini ifade edi­yor. Bu bir yönetsel faaliyet. Sos­yal medyada “Okuyan Anne” adıy­la bilinen, eğitimci, yazar ve çocuk gelişim uzmanı Pınar Yeşiltay Se­vim ile bir seminerde durumu tar­tışıyorduk. Hoş bir sohbet oldu ve bu sohbette kurucusu olduğu Kidz Brain’de özellikle çocuk­ların ve bireylerin dik­kat, hafıza ve öğrenme becerilerini nasıl geliş­tirdiklerinden uygula­ma örnekleriyle söz etti. Burada dikkat ekonomi­si üzerine yazmaya karar verdim. Başlayalım.

İki çalışanın aynı eğiti­me, aynı teknolojiye ve ben­zer deneyime sahip olduğunu düşünelim. Birinin günü mesaj­lar, e-postalar, toplantılar ve sü­rekli görev geçişleriyle bölünüyor. Diğeri ise günün belirli saatlerin­de kesintisiz çalışma alanı oluştu­rabiliyor.

Telefonunu uzaklaştı­rıyor, e-postalarını belirli zaman­larda kontrol ediyor ve önemli bir konuyla yeterince uzun süre kala­biliyor. Bu iki insanın çalışma sü­releri aynı olabilir. Fakat ürettik­leri düşüncenin derinliği aynı ol­mayacaktır. Dikkat; öğrenmenin, yaratıcılığın, problem çözmenin, karar vermenin, uzmanlaşmanın ve özgün fikir üretmenin temel alt­yapısıdır.

Bilgiye ulaşmak artık hiç olma­dığı kadar kolay. Yapay zekâ araç­ları birkaç saniye içinde özet çı­karabilir, alternatifler sunabilir ve metin oluşturabilir. Fakat han­gi sorunun sorulmaya değer oldu­ğunu seçmek hâlâ dikkat ister. Bir cevabın yüzeysel mi derin mi ol­duğunu ayırt etmek dikkat ister. Çelişkileri fark etmek dikkat ister.

Bilgiler arasında bağlantı kurmak dikkat ister. Bir düşünceyi hemen paylaşmadan önce olgunlaştırmak dikkat ister. Bu nedenle gelecekte insanlar arasındaki asıl fark yal­nızca bilgiye ulaşma hızından doğ­mayacak. Bilginin üzerinde ne ka­dar kalabildiklerinden, onu ne ka­dar sorguladıklarından ve özgün bir düşünceye dönüştürüp dönüş­türemediklerinden doğacak.

Dikkat bu........

© Dünya