menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Oyunu kim kazanacak

11 0
12.02.2026

İran’a yapılacak bir saldırının gerçekleşip, gerçekleşmeyeceği en temel konumuz haline geldi. Temel konu olmasının nedeni ister anlaş­mayla, isterse çatışmayla çözülecek bir İran so­rununun Ortadoğu’da farklı bir jeopolitik yapıyı ortaya çıkarabilecek olmasıdır.

Trump yönetiminin İran’dan ana talepleri nükleer programının sonlandırılması ve balistik füze cephaneliğinin sınırlandırılması oldu. İran için nükleer programın sonlandırılması kaçı­nılmaz gözüküyor. Keza İran’dan gelen demeçler bu konuda her türlü görüşmeye açık olunacağı yönünde. Hatta Rusya’nın İran uranyumunu de­netim altında zenginleştirmek üzere anlaşmaya dahil edilebileceğine dair iddialar var.

Balistik füze cephaneliğinin sınırlandırıl­ması ise bölgede yeni bir dönemi temsil eden çok daha geniş bir şekillenme yaratılmak is­tendiğinin işareti. Barack Obama döneminde ABD, Orta Doğu’dan çekilmeye başladığında İran konusunu bölgedeki Suudi Arabistan gibi müttefiklerine bırakma niyetindeydi. Obama bölgedeki güç dengesinin bu yolla kurulacağı­nı düşünüyordu. Tahran ile imzalanan nükle­er anlaşma bu düşüncenin getirisi oldu.

Obama’nın bu politikası İsrail tarafından ka­bul edilemezdi, edilmedi. İsrail bu politikanın İran'ın Orta Doğu'daki varlığını kabul et­mek ve bölge ülkeleri üzerindeki etkisini ta­nımak anlamına geldiğini düşünüyordu. An­laşmayı baltaladı ve Donald Trump’ın Mayıs 2018’de sözde “Ortak Kapsamlı Eylem Planı”n­dan çekilmesiyle de başarıya ulaştı.

Trump, Obama’nın aksine, ABD’nin Orta Do­ğu politikasını İsrail'in bölgedeki üstünlüğü­nü........

© Dünya