menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Mekke Antlaşması üzerine

35 0
20.08.2026

Mekke Antlaşması’nın bölgesel ve küresel yankısı, son dönem antlaşmalarla kıyaslandığında çok daha fazla oldu. Bu yankıları görmek ve antlaşmayı daha iyi analiz edebilmek için kaleme almayı biraz beklettiğimi itiraf edeyim. Konuyu sorularla açmak anlatım açışından daha kolay olacak.

Mekke Antlaşması yeni bir bölgesel güvenlik mimarisi olarak görülebilir mi?

Son söyleyeceğimizi ilk söyleyelim; “Mekke Antlaşması yeni bir bölgesel güvenlik mimarisinin kendisi değil, böyle bir mimarinin kurulabilmesi için atılmış ciddi bir ilk kurumsal adımdır.”

Türkiye ile Pakistan arasında çok uzun yıllara dayanan askerî eğitim ve savunma sanayisi iş birliği var. Pakistan ile Suudi Arabistan arasındaki askerî ilişkiler de on yıllardır devam ediyor. Türkiye Suudi Arabistan ilişkilerinde ise son birkaç yılda savunma sanayisi, askerî eğitim ve stratejik diyalog boyutu belirgin biçimde güçlendi. Dolayısıyla Mekke’de sıfırdan bir ittifak kurulmuş değil; var olan üç ayrı ilişki hattı ortak bir çatı altında birleştiriliyor. Türkiye teknoloji, operasyonel tecrübe ve savunma sanayisi; Pakistan insan gücü, füze kapasitesi ve nükleer caydırıcılık; Suudi Arabistan ise finansman, enerji ve yüksek teknolojiye erişim kapasitesi getiriyor.

Antlaşmayı sıradan bir savunma iş birliği metni olarak görmek de doğru olmaz. Çünkü bir ülkeye yönelik silahlı saldırının üç ülkeye yapılmış sayılması, klasik savunma iş birliğinin ötesinde bir kolektif savunma taahhüdü ortaya koyuyor. Üstelik bunun arkasına bir bakanlar komitesi, sekretarya, ortak eğitimler ve ileride geliştirilecek askerî mekanizmalar konuluyor. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın açıklamasına göre bu konu yaklaşık üç yıldır taraflar arasında görüşülüyor. Ani verilmiş bir karar değil.

Burada bir noktayı özellikle ayırmak gerekir. Bir güvenlik mimarisi kurmak ile bir antlaşma imzalamak aynı şey değildir. Örneğin NATO’yu NATO yapan yalnızca Washington Antlaşması’nın 5. maddesi değildir. Ortak komuta yapısı, askerî planlama, standartlaşma, istihbarat paylaşımı, tatbikatlar, lojistik sistemler ve yetmiş yılı aşan kurumsal tecrübedir.

Mekke Antlaşması “bölgenin sorunlarını bölge ülkeleri çözmeli” yaklaşımını somut hale getirebilir mi?

Ortadoğu özelinde bölgenin güvenlik sorunlarının sürekli olarak dış aktörler üzerinden çözülmeye çalışılmasının yarattığı ortam hep yeni bir çatışma oldu. Ortadoğu, tarihin her döneminde kan, gözyaşı ve savaş ile anıldı. Bölgeye yönelik en önemli tenkit bölge ülkelerinin kolektif davranış sergileyememeleriydi. Mekke Antlaşması sergilenemeyen bu kolektifliğin yolunu açacak.

Bu yapı genişleyebilir mi? Bir Ortadoğu NATO’su ortaya çıkar mı?

Genişleme ihtimalini yüksek görüyorum. Keza Antlaşmanın kurumsal bir kimliğe dönmesi bölge ülkeleri için caziplik........

© Dünya