menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Barış!

17 0
previous day

ABD-İran arasında çatışmaların bitirilmesi­ne yönelik bir mutabakat yarın imzalanıyor. Maddeleri hala bilmiyoruz. İran basınının sızdır­dığı bazı bilgiler olsa da bunların inandırıcılığı tar­tışmalı.

Mutabakat ortaya çıkınca her iki tarafta kendi adına zafer ilan etti. Gerçi saldırının daha ikinci gününden beri Trump’ın zafer konuşmalarını din­ledik. Kendinden o kadar emindi ki Hamaney’i öl­dürünce, Venezuela’da olduğu gibi, İran halkının kendi yanlarına geleceğini ve rejimi devirebilece­ğini düşündü. ABD gibi önemli araştırma merkez­lerine sahip bir ülkenin yönetimi, düşmanı konu­sunda bu kadar bilgisiz olabilir mi? İnsanın ina­nası gelmiyor. Tabii ki bu saldırı bilgisizlikten mi yoksa Epstein gibi davalardan dolayı sıkışmışlık­tan mı diye sormadan da edemiyoruz.

ABD’nin İran’a saldırmasının iki temel nedeni vardı. Bunlar İran’ın nükleer silaha sahip olması­nı engellemek ve İran rejimin devrilmesini sağla­mak. Mutabakatın neleri ne kadar içereceğini bil­miyoruz. Ancak İran’da bir rejim değişikliği artık söz konusu değil gibi gözüküyor.

ABD saldırmadan önce yürütülen diplomasi sı­rasında İran rejiminin masada elinin önceki gö­rüşmelere göre daha zayıf olduğunu defalarca söy­ledim. Keza o dönem İran halkı temeli ekonomiye dayanan nedenlerle sokaklardaydı. Rejim sert tep­ki verdikçe halkın direnişi artmıştı. İran homojen­liğini kaybetmişti.

ABD ve İsrail saldırdı ve her şey tersine döndü. İran coğrafyasının tarihini, sosyolojisini, psikolo­jisini bilmeyenler İran halkının Venezuela’ya, Su­riye’ye benzemeyeceğini tahmin edemediler. İran halkı ülkesine sahip çıktı. Dünyaca ünlü, Altın Pal­miye ödüllü, muhalif İranlı........

© Dünya