Düşük vergi, sınırlı likidite
4 Haziran 2026 tarihinde yürürlüğe giren 7582 sayılı Kanun’la getirilen düzenlemelerden biri de, kamuoyunda “varlık barışı” olarak adlandırılan düzenlemedir. Kanun’un 10. maddesiyle Kurumlar Vergisi Kanunu’na eklenen geçici 19. madde, ilk bakışta önceki varlık barışı düzenlemelerinin devamı gibi görünse de, teknik yapısı itibarıyla farklı bir yönelim içermektedir. Bu modelde yalnızca kayda girmemiş veya yurt dışında bulunan finansal varlıkların sisteme dahil edilmesi değil, bu varlıkların Türkiye’de belirli finansal araçlarda tutulma süresi de vergisel sonucun belirlenmesinde merkezi rol oynamaktadır.
Başka bir ifadeyle, 7582 sayılı Kanun geçmişe dönük sınırlı bir vergi koruması sağlamakla yetinmemekte; mükelleften belirli ölçüde likiditeden vazgeçmesini, varlığını finansal sistem içinde görünür kılmasını ve tercih edilen elde tutma süresine göre farklılaşan bir vergi yüküne katlanmasını istemektedir. Bu yönüyle yeni düzenleme, klasik anlamda “af” olmanın ötesinde, vergi hukuku aracılığıyla kurulan bir finansal yönlendirme mekanizmasıdır.
Düzenlemenin ana hatları
7582 sayılı Kanun, yurt dışında bulunan veya Türkiye’de bulunmakla birlikte kanuni defterlerde yer almayan bazı finansal varlıkların sisteme alınmasını amaçlamaktadır. Kapsama para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları girmektedir. Buna karşılık yurt içi taşınmazlar, stoklar, emtia ve alacaklar kapsam dışında bırakılmıştır.
Yurt dışındaki varlıklar 31 Temmuz 2027’ye kadar Türkiye’deki banka veya aracı kurumlara bildirilecek; bildirimden itibaren iki ay içinde Türkiye’ye transfer edilecek ya da fiziken getirilmişse banka veya aracı kurum hesabına........
