menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Trump’ın savaş algısı

54 0
08.09.2025

Kavramlar dünya­yı sadece betimle­mekle kalmaz, aynı za­manda algıladığımız gerçekliğin inşasını da sağlar. Zira insan zih­ni hiçbir zaman dün­yayı kendi nesnel ger­çekliğiyle kavrayamaz; kavramların yardımıy­la onu işleyerek yeni bir forma dönüştürür. Tıpkı bir re­sim çizer gibi, renkleri farklı ton­larda karıştırır ve tuvale aktarır. Böylelikle gerçek olarak bildiği­miz şey kendi özgün varlığından koparak bizim ürettiğimiz bir ta­sarıma dönüşür.

Zihin önceden kalıplanmış, sı­nırları belirlenmiş içerikler üze­rinden kendisine aktarılan for­matı kabullenerek kavramları kullanmaya başladığında ona ba­zı değerler de atfeder. Kavram­lar yoluyla gerçekliği kategorize eder; hiyerarşik olarak konum­landırır; doğru-yanlış dikotomisi içerisine yerleştirir; yani ham bir maddeyi proses ederek ürün ha­line getirir ve bizlere sunar.

Bu anlamda dil, pasif bir akta­rıcılıktan zihnin çalışma koşul­larını belirleyen etkin bir üreti­ci güç rolüne geçer. Kişinin kav­ramlara, kelimelere yüklediği anlam biyolojik, genetik, epige­netik, kültürel vs. kodlarla şekil­lense de dilin kullanımı bir top­luluk kavrayışı haline geldiğinde nüanslar ortadan kaybolur. Gus­tave Le Bon’un ifadesiyle birey­sel düşünce “kitlenin zihinsel birliği” yasasına tabi olur.

Siyaset evreninde de kimin düşman kimin dost, kimin iyi ki­min kötü, kimin terörist kimin savaşçı olduğu bu kalıpların içe­risine yerleştirilir. Michel Fouca­ult’un ifadesiyle “söylemin üreti­mi kontrol edilir; seçilir; düzen­lenir ve yeniden dağıtılır." İktidar önce dilde kurulur ve sürekliliği dille sağlanır. Siyasi otoritenin bilgi ve enformasyon sistemleri üzerinde kurduğu baskı iktida­rın gerçeğin inşası anlamında ha­yatidir.........

© Dünya