menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Odadaki yaralı fil

46 0
16.02.2026

Liberal düzenin büyük bir krizde olduğunun farkında olsak da hala yas sü­recinin “inkar” aşa­masını tamamlaya­madık. Doğal olarak gelmekte olanla bir pazarlık ve yeniden başlama noktasına da gelemedik.

Ente­lektüellerinden, po­litikacılarına, uluslararası ku­rum bürokratlarından iş adam­larına kadar birçok sektörde yeni düzene geçme çabasından çok eskiyi muhafaza etme ça­bası hala daha yaygın bir eğilim. Liberal dünyanın kodları, kural­ları, beklentileri bir hayalet gi­bi uluslararası zirvelerde, dip­lomatik ilişkilerde, siyasi lider­lerin nutuklarında dolaşmaya devam ediyor. Ama dediğim gibi artık bir hayalet formunda. Bu da beklenmedik bir durum de­ğil aslında.

1962’de Thomas Kuhn akade­mi dünyasını sallayan “Bilimsel Devrimlerin Yapısı” adlı ese­rinde “bilim aslında ilerlemez; belirli aralıklarla dünya görü­şünü değiştirir” derken söyle­mek istediği şey de budur. İn­sanlar dünyayı “paradigma” adı verilen bir zihinsel çerçeve içe­risinde görür ve analiz ederler. Kuhn’a göre zamanla bu ana­liz çerçevesinde anomali dedi­ği açıklanamaz durumlar oluşur ve sistem, başlangıçta görmez­den geldiği sorunlarla yüzleş­meye başlar.

Bu noktada eski paradigmaya yönelik güven sar­sılır. Kimileri her hal ve şart­ta alışageldikleri önceki mode­li muhafaza etmeye çalışırken, kimileri de yeni dünya görüşü­nün çerçevesini çizmeye ve ye­ni paradigmanın inşasına yön­lenirler. Paradigma değişimi­nin mantıksal bir ikna süreciyle gerçekleşmesini beklemek de anlamsızdır. Zira ilerleme deni­len şey dünya görüşünün değiş­mesi ve gerçekliğin yeniden ku­rulmasıyla oluşur. Bu bir zihin­sel sıçramadır.

2026 Münih Güvenlik Kon­feransı boyunca konuşmalarda öne çıkan “odadaki fil” metafo­ru da yeni bir paradigmanın in­şa edilmekte olduğuna delil teş­kil ediyor. Fil, herkesin gördüğü ama söylemekten kaçındığı ger­çeğin artık konuşulması gerek­tiğini ve sadece liberal uluslara­rası düzenin krizini değil, onun geri dönülmez tasfiyesini de an­latıyor.

Liberal düzenin vadet­tiği evrensel işbirliği kuralla­rı yerini hızla stratejik özerklik ve ulusal çıkar odaklı yaklaşım­lara bırakıyor. Bu da doğal ola­rak Soğuk savaş........

© Dünya