Çatlayan sabır taşı: İran
Trump sonrası dünyada yaşanan alt-üst oluşu milyarlarca insan elimizde patlamış mısırlarımızla bazen korkarak, bazen şaşırarak, bazen ağlayıp bazen gülerek izliyoruz. Dünya gündemi bir Amerikan dizisi hızında ve aksiyon dolu bir biçimde akıp gidiyor. Her sezona yeni kahramanlar, yeni hikayeler, yeni kötüler yeni starlar ekleniyor. Arkada sürüp giden bir eski hikaye ise hep var. Şimdilerde bir sezon finaline geldiğimizin bütün emareleri var. Trump’ın ikinci başkanlık dönemi hem ABD’de, hem büyük güçler rekabetinde, hem de bölgesel ve yerel ölçeklerde “yıkıcı bir kaos” ortamını zorluyor. Eski normlar, kurumlar, rejimler ve ittifaklar, üzerine bina edildikleri taşların altlarından kayışını durduramıyorlar.
Trump yönetimi açısından ne NATO, ne BM, ne de egemen devletlerin ve ulusal sınırların dokunulmazlığı ilkesi bir anlam ifade ediyor. Tıpkı Dünya’ya uzak galaksilerden gelip çarpan bir göktaşı etkisi yaratmış durumdalar. Uluslararası sistemin tüm aktörleri malı bırakıp can derdine düşünce de eski normlar, işbirlikleri gelecek projeksiyonları ister istemez çöpe atılıyor. Bu nedenle İran meselesine bakarken bundan öncekilerden farklı bir durumla karşı karşıya olduğumuzu ve bunun İran’ın değil, küresel ekosistemin değişimiyle ilgili olduğunu söylememiz gerekiyor.
İran’ın bugününü tartışırken en sık yapılan hata, onu yalnızca bildik söylemler ve eski doktrinler üzerinden okumak. Oysa dünya üzerinde yeni bir paradigma şekilleniyor. İslami rejimin bilinen baş düşmanı ABD açısından dış dünya ile ilişkiler yapay da olsa bugüne kadar mümkün olduğunca kendi liderliklerini sorgulatacak bir dayatma görüntüsünden uzak durarak, kurumlar ve normlar sistemiyle ilerleyen bir süreçti.........
