Yeni greenwashing: AI-washing
Önümüzdeki yıllarda şirketleri birbirinden ayıracak unsur, en fazla yapay zekâ uygulamasına sahip olmak olmayacak. En güvenilir yapay zekâ uygulamalarına sahip olmak olacak. Tıpkı sürdürülebilirlikte olduğu gibi…
Bir dönem neredeyse her şirket sürdürülebilirdi. En azından öyle görünüyordu. Web siteleri yeşile boyanmış, faaliyet raporları "çevresel etki" başlıklarıyla dolmuş, ürünlerin üzerine birkaç yaprak figürü eklenmişti. Oysa zaman içinde görüldü ki bu söylemlerin önemli bir bölümü gerçek bir dönüşümü değil, algıyı yönetmeyi amaçlıyordu. "Greenwashing" olarak adlandırılan bu yaklaşım, yalnızca tüketicilerin güvenini zedelemedi; gerçekten dönüşmeye çalışan şirketlerin de görünürlüğünü azalttı.
Bugün benzer bir tabloyu farklı bir başlık altında izliyoruz. Bu kez rengi yeşil değil.
Anahtar kelimesi "yapay zekâ." (AI)
Artık neredeyse her ürün, her hizmet ve her şirket kendisini "AI destekli" olarak tanımlıyor. Sunumlarda yapay zekâ var, reklamlarda yapay zekâ var, yatırımcı toplantılarında yapay zekâ var. Peki gerçekten var mı? Yoksa yeni dönemin en popüler pazarlama aracıyla mı karşı karşıyayız?
Çünkü yapay zekâ bugün yalnızca teknolojik bir gelişme değil; aynı zamanda güçlü bir itibar göstergesine dönüşmüş durumda. Şirketler yatırımcıya daha yenilikçi görünmek, müşteride güven oluşturmak ya da rekabetten geri kalmadığını göstermek için "AI" etiketini giderek daha fazla kullanıyor.
Ancak yapay zekâyı anlatmak ile yapay zekâyı gerçekten kullanmak arasında büyük bir fark bulunuyor.
Tam da bu nedenle dünyada yeni bir kavram........
