Bir “PopStarın” krizinden markalara 5 ders
Bir krizi sizin başlatmamış olmanız, onun sizin krizinize dönüşmeyeceği anlamına gelmiyor.Dünyanın en büyük pop yıldızlarından Ed Sheeran son birkaç gündür bunun oldukça çarpıcı bir örneğini yaşıyor. Üstelik krizi başlatan sözleri o söylemedi. Tartışma yaratan performansı o yapmadı. Tepki çeken kararı da, kendi açıklamasına göre, o vermedi.Ama bugün krizin merkezindeki isim Ed Sheeran.
Her şey Sheeran’ın ABD’de devam eden Loop turnesinin New Jersey’deki MetLife Stadium konserlerinde başladı. Turnenin ön sanatçılarından Macklemore sahneye kefiyeyle çıktı, Gazze’den görüntüler eşliğinde Filistin’e destek veren “Hind’s Hall” şarkısını seslendirdi ve “Free Palestine” (Filistin’e Özgürlük) dedi.
Macklemore’un Filistin konusundaki tutumu yeni değil. Ancak bu kez bunu dünyanın en büyük pop yıldızlarından birinin turnesinin sahnesinde yapması tartışmayı başka bir boyuta taşıdı.
Tepkiler gecikmedi. İsrail yanlısı gruplar Macklemore’un turneden çıkarılması yönünde çağrılar yaptı. Ardından New England Patriots ve Gillette Stadium’un sahibi Robert Kraft’ın Macklemore’un kendi stadyumunda sahne almasına karşı çıktığı ortaya çıktı. Turnenin organizatörü Messina Touring Group da bazı mekanların Macklemore kadroda kalırsa konserlere ev sahipliği yapmayacaklarını bildirdiğini açıkladı.
Ve Macklemore turneden çıkarıldı.
İlk bakışta organizasyonel bir karar gibi görünen şey, tam da o anda Ed Sheeran’ın krizine dönüştü.
“Kararı ben vermedim” krizi durdurmaya yetmedi
Çünkü karar tartışmayı sona erdirmedi. Tam tersine domino etkisini başlattı. Finneas, Lukas Graham ve Aaron Rowe turneden çekildiklerini açıkladı. Sheeran ile yaklaşık on yıldır çalışan ve turnede kendisine sahnede eşlik eden İrlandalı grup Beoga da ABD turnesinden ayrıldı.
Bir anda hikâye artık yalnızca Macklemore değildi. Bir sanatçı çıkarılmış, diğer sanatçılar tepki olarak turneyi terk etmeye başlamış ve Sheeran’ın sahnesindeki tartışma çok paydaşlı bir itibar krizine dönüşmüştü.
Ve Sheeran sessizliğini bozdu.
Sosyal medyada yayımladığı uzun açıklamanın en dikkat çekici cümlelerinden biri “Bu benim kararım değildi” oldu.
Macklemore’un sözleşmesinin kendisiyle değil Messina Touring Group ile olduğunu anlattı. Bazı mekanların Macklemore’un sahne alması halinde konserleri iptal etmekle tehdit ettiğini söyledi. Kendisinin günler boyunca taraflarla konuştuğunu, bir çözüm bulmaya ve “köprü kurmaya” çalıştığını belirtti.
Ayrıca İsrail-Filistin çatışmasının yarattığı insani acı karşısında kayıtsız olmadığını, kişisel görüşleri bulunduğunu ancak bunları kamuoyu önünde paylaşmamayı tercih ettiğini ifade etti.Sheeran’ın yaptığı aslında kriz anlarında çok sık gördüğümüz bir şeydi: Sorumluluğun sınırlarını çizmek.
Kararı ben vermedim. Yetki bende değildi. Sözleşme benimle değildi.Bunların hepsi doğru olabilir. Ancak kriz iletişiminde önemli bir ayrım var: Kararın sahibi olmakla krizin sahibi olmak aynı şey değil.
Kamuoyu organizasyon şemasına bakmıyor. Promotör ile........
