Gayrimenkul yatırım fonlarında değerlemenin gerçek gücü
Gayrimenkul yatırım fonları artık ilk yıllarındaki gibi küçük bir piyasa değil. Gayrimenkul yatırım fonları büyümeye devam ediyor. Yeni fonlar kuruluyor, portföy büyüklükleri artıyor, yatırımcı tabanı genişliyor.
KAP verilerine baktığımızda hali hazırda 334 fonun kurulmuş olduğunu görüyoruz. Farklı stratejilerle kurulan, farklı yatırımcı profillerine hitap eden oldukça geniş bir ekosistem oluştu.
Bunların hepsi önemli gelişmeler. Ancak bana göre son günlerde asıl dikkat edilmesi gereken konu bunların hiçbiri değil. Çünkü artık fonların büyüklüğünden çok, o büyüklüğün hangi değer üzerinden ölçüldüğü konuşulmaya başladı. Hele ki SPK’nın geçtiğimiz haftaki düzenlemesini dikkate aldığımızda.
Gayrimenkul yatırım gonlarında fiyat mı, değer mi?
Ama öncelikle fiyat ile değer arasındaki ayrıma bir bakalım. İlk bakışta teknik gibi görünen bu ayrım aslında oldukça önemli. Çünkü aynı fon için karşımıza çıkan her rakam aynı şeyi ifade etmiyor. Bir tarafta piyasada oluşan fiyat var. Diğer tarafta ise fon portföyündeki varlıkların değerleme süreci sonunda hesaplanan birim pay değeri. Çoğu zaman bu iki kavram birbirinin yerine kullanılıyor. Oysa aynı değiller.
Aslında bu durum yalnızca gayrimenkul yatırım fonlarına özgü de değil. İşlem hacminin sınırlı olduğu piyasalarda oluşan fiyat ile ekonomik değeri esas alan hesaplamalar zaman zaman birbirinden farklılaşabilir. Fiyat, belirli bir anda gerçekleşen işlemin sonucudur.
Birim pay değeri ise fon portföyündeki varlıkların ilgili düzenlemeler çerçevesinde yapılan değerlemeleri esas alınarak hesaplanan net varlık değerinden oluşur. Dolayısıyla aynı varlık için farklı........
