menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Fiyat yükselirken alınan kararlar, düşerken ödenen bedeller

12 0
02.04.2026

Geçtiğimiz hafta bir etkinlikte çok benzer bir konuyu konuşuyorduk. Gayrimen­kul yatırımını tartışırken konutun yatırım gibi ele alındığı noktadaki risklere değindik. Adana’dan gelen haber ise tam bu tartışma­nın karşılığı gibi denk geldi. Altın yükselir­ken oturduğu evi satıp altına geçen ve sonra­sında düşüşle birlikte ağır bir tabloyla karşı­laşan bir yatırımcı.

Özellikle yılbaşından bu yana altındaki hızlı yükseliş, “buradan sonra da devam eder” beklentisini besledi. Bu bek­lenti çoğu zaman bir modele, bir değerleme­ye ya da bir risk hesabına değil, son dönem­deki fiyat hareketine dayanıyordu. Bu örnek çarpıcı olduğu için konuşuldu, ancak benzer kararların çok daha yaygın alındığını söyle­mek zor değil; çoğu zaman sadece sonucu bu kadar görünür olmuyor.

Bu tür örneklerde dikkat çeken taraf, yapı­lan tercihten çok o tercihin nasıl bir karar sü­recinden çıktığı oluyor. Finans teorisi yatı­rımcının beklenen getiri ile riski birlikte de­ğerlendirdiğini ve portföyünü bu iki unsur arasındaki dengeye göre kurduğunu varsayar. Modern portföy yaklaşımı da bu denge üzeri­ne kuruludur. Farklı varlıklar bir araya geti­rilir, çeşitlendirme etkisiyle risk dağıtılır ve toplam oynaklık belirli bir çerçevede yöne­tilmeye çalışılır. Ancak pratikte bu dengenin çoğu zaman kurulamadığını görüyoruz.

Fiyat yükseldiğinde beklenen getiri zihinde büyür­ken, risk aynı ölçüde hesaba katılmıyor ve ka­rar giderek tek........

© Dünya