menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Emekli aylıklarında fazla primin neden karşılığı yok?

23 0
10.08.2026

Emeklilik sisteminin mantığı aslında çok basit olmalı.

Daha uzun süre çalışan, daha fazla prim ödeyen ve daha yük­sek ücret üzerinden primi ya­tırılan kişi, emekli olduğunda daha yüksek aylık almalı.

Çalışan da bunu bilmeli:

“Bir yıl daha çalışırsam, emekli aylığım artacak. Ücre­tim SGK’ya gerçek tutarı üze­rinden bildirilirse, emeklilik­te bunun karşılığını alacağım.”

Sosyal sigortanın özü budur.

Ancak bugün geldiğimiz nokta­da, özellikle düşük ve orta ücretle çalışanlar açısından bu bağ ciddi biçimde zayıfladı.

İnsanların önünde çok basit bir soru var: Fazla çalışmanın emekli aylığına gerçekten ne ka­dar faydası var?

Cevap ne yazık ki çoğu çalışan için beklediğimiz kadar güçlü de­ğil.

3.600 gün ile 9.000 gün arasın­da fark olmalı, Bir çalışan 3.600 gün prim ödemiş olsun, bir baş­kası 5.000 gün, bir diğeri 7.000 gün, bir başkası da 9.000 gün.

9.000 gün prim ödeyen kişi, 3.600 gün prim ödeyen kişiden 5.400 gün daha fazla prim öde­miş demektir.

5.400 gün yaklaşık 15 yıl eder.

Yani bir insan diğerinden yak­laşık 15 yıl daha fazla çalışmış, 15 yıl daha fazla SGK primi ödemiş.

Bunun emekli aylığında açık ve anlamlı bir karşılığı olması ge­rekmez mi?

Mevzuata ve emekli aylığı he­saplama sistemine baktığımızda prim gününün bir karşılığı var. Prime esas kazancın da karşılı­ğı var. Aylık bağlama oranının da karşılığı var.

Kağıt üzerinde hesap yapıldı­ğında bütün bunlar görülüyor.

Fakat vatandaş kağıt üzerinde­ki hesabı değil, ay sonunda ban­ka hesabına yatırılan parayı gö­rüyor.

Sorun da tam burada başlıyor.

En düşük emekli aylığı farkla­rı siliyor. Bugün en düşük emekli aylığı 23.552 TL.

Bir kişinin hesaplanan emekli aylığının bu rakamın altında kal­ması halinde ödeme 23.552 TL’ye tamamlanıyor.

Emekliyi düşük aylı­ğa karşı korumak elbet­te gerekli. ancak bunun başka bir sonucu orta­ya çıkıyor.

Örneğin bir kişinin kendi primleri üzerin­den hesaplanan aylı­ğı 18 bin lira olsun. Bir başkasının 20 bin, di­ğerinin 22 bin lira ol­sun.

Bu kişiler farklı sürelerde ça­lışmış, farklı tutarlarda prim ödemiş olabilirler.

Fakat sonuçta üçünün de eli­ne 23.552 TL geçiyorsa, vatandaş açısından aradaki fark ortadan kalkıyor.

Birinin hesabında 18 bin, diğe­rinin hesabında 22 bin lira çık­masının günlük hayatta bir anla­mı kalmıyor.

Çünkü ikisinin de bankaya ya­tan parası aynı.

İşte bugün tartışmamız gere­ken konu budur.

Sorun yalnızca asgari ücret­le çalışanlarda değil, daha da önemlisi, bu mesele yalnızca ha­yatı boyunca asgari ücret üze­rinden prim ödeyenlerle sınır­lı değil. Asgari ücretin iki katı, hatta iki buçuk katı seviyesinde kazanç üzerinden prim ödenmiş olsa bile, bağlanan aylık en düşük emekli aylığının etkisinden kur­tulamayabiliyor. Asgari ücretin üç katına yakın kazanç üzerin­den prim ödeyenlerde bile orta­ya çıkan emekli aylığı, en düşük emekli aylığının yalnızca birkaç bin lira üzerinde kalabiliyor.

Bir tarafta 23.552 TL var.

Diğer tarafta yıllarca çok daha yüksek kazanç üzerinden prim ödemiş bir çalışanın 25-26 bin li­ra civarında kalan aylığı var.

O zaman çalışan doğal olarak soruyor:

* “Ben yıllarca neden daha faz­la prim ödedim?”

Bu soruya vereceğimiz ce­vap önemli. Çünkü konu sadece........

© Dünya