menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Iskalama korkusunun gölgesinde sanatla yaşamak: FOMO

15 0
26.06.2026

Geçtiğimiz günlerde New York Times’ta yayımlanan bir yazı dikkatimi çekti. Yazı­nın yazarı Marc Spiegler, sanat dünyasının yakından tanıdığı bir isim. Uzun yıllar boyunca Art Basel’in küresel direktörlüğünü yürüttü. Art Basel’i yalnızca bir sanat fuarı olmaktan öteye ta­şıyarak çağdaş sanatın en etki­li uluslararası platformlarından biri haline getiren ekibin önemli aktörlerinden biri oldu.

Spiegler’in yazısı ilk bakışta sanat piyasasının güncel sorun­larını ele alıyor gibi görünse de, satır aralarında çok daha geniş bir meseleye değiniyor. Aslında yazının merkezinde sadece sa­nat değil, günümüz insanının ve kurumlarının karar alma biçimi yer alıyor.

Bu meseleyi özetleyen kav­ramı FOMO olarak isimlen­dirmişler. İngilizce “Fear of Missing Out” ifadesinin kı­saltması olan FOMO, en basit haliyle “bir şeyi kaçırma, ıska­lama korkusu” anlamına ge­liyor. Ancak günümüzde bu kavram, bireysel bir psikolo­jik eğilimin çok ötesine geçmiş durumda. İnsanların yaşamla­rını, şirketlerin stratejilerini ve hatta kültür dünyasının iş­leyişini etkileyen bir davranış biçimine dönüşmüş vaziyet­te. Spiegler’in yazısında dik­kat çektiği nokta oldukça çar­pıcı. Son 20 yılda sanat dünyası olağanüstü bir büyüme yaşadı. Dünyanın dört bir yanında ye­ni müzeler açıldı. Birçok kent kültürel görünürlüğünü artır­ma çabasında. Bienaller diğer kentlerin sanat etkinlikleriyle pişti olmamak için takvimde uygun dönemleri kolluyor. Sa­nat fuarları küresel ölçekte ya­yılmaya devam ediyor.

Daha fazla seçenek daha iyi karar demek mi?

Çağdaş sanat, belirli çevre­lerin ilgi alanı olmaktan çıka­rak popüler kültürün bir par­çası haline geldi. Ancak bütün bu büyümeye rağmen sanat pi­yasasının ekonomik hacmi­nin aynı oranda büyümediğini müşahade ediyoruz. Bu durum ilk bakışta teknik bir sektör de­ğerlendirmesi gibi görünebi­lir. Oysa biraz yakından........

© Dünya